Yetiştiricilik

DIŞ MEKAN SÜS BİTKİLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Dış mekan süs bitkileri çevre düzenlenmesinde kullanılan süs bitkileridir. Bu bitkiler; kullanıldıkları alanı güzelleştirmekten başka sosyal, kültürel, insan ve çevre sağlığı ve turizm açısından çok büyük önem taşımaktadır. 

5.1. Genel Durumu

Dış mekan süs bitkilerinin bir kısmı bazı bölgelerde çok iyi yetişirken, diğer bazı bölgelerde ise gelişemeyebilir. Bu nedenle üretim yapılacak uygun bitkileri seçmek gerekir. Bölgeye uymayan türleri üretmek boşa giden emek demektir.

Yetiştirilecek olan dış mekan bitki türlerinin seçiminde ihtiyaç en önemli unsurlardan biridir. Her bölgede çok sevilen ve kullanılan bitkiler yetiştirme tercihi olmalıdır. Arz talep durumuna göre bitki çeşidi ve miktarı belirlenmek zorundadır. Ülkemizde süs bitkileri üreticileri kendileri için önemli gördükleri bitkilere ve yetiştirme tekniklere ağırlık vererek daha başarılı olmaktadır.

5.2. Dış Mekan Süs Bitkilerinin Gruplandırılması

Çevre düzenlemesinde kullanılan dış mekan süs bitkileri çeşitli özelliklere göre gruplandırılmışlardır.

1. Ağaç ve ağaççıklar

a)     İbreli ağaç ve ağaçcıklar

b)     Yapraklı ağaç ve ağaçcıklar

           2. Çalı formlular
         3. Sarılıcı ve tırmanıcılar
           4. Çim ve yer örtücü bitkiler
           5. Çiçekler ve otsu bitkiler
 
5.2.1 Ağaç ve Ağaçcıklar
           
Ağaç ve ağaççıklar ikiye ayrılır: 

1.      İbreliler (iğne yapraklılar)

2.      Yapraklılar

5.2.1. İbreliler

Bu grupta yer alan ağaç ve ağaççıklar genelde herdem yeşil ve iğne yapraklı formdadırlar.

İbreli ağaç ve ağaççıklar çevre düzenlemesinde en önemli bitkilerden biridir. Peyzaj mimarisinin temel ilkelerine uygun olarak yapılan düzenlemelerde estetik açıdan, form ve norm değerleri bakımından en önde gelen bitkilerdir.

Tüketim ve üretimleri göz önüne alınarak belli başlı

ağaçları şöyle sıralayabiliriz.

 
Çizelge 1 : İbreli ağaç ve Ağaççıklar
LATİNCE ADI
TÜRKÇE ADI
FAMİLYASI

Abies concolor

Göknar
Pinaceae

Abies nordmanniana

Doğu Karadeniz Göknarı

Pinaceae

Araucaria araucana

Falkland Çamı

Araucariaceae

Cedrus atlantica

Atlas Sediri

Pinaceae

Cedrus deodara

Himalaya Sediri

Pinaceae

Cedrus libani

Lübnan Sediri

Pinaceae

Chamaecyparis lawsoniana

Yalancı Servi

Cupressaceae

Cryptomeria japonica

Alev Ağacı

Taxodiaceae

Cupressus arizonica Greene

Arizona Servisi

Cupressaceae

Cupressus sempervirens

Mezarlık Servisi

Cupressaceae

Juniperus communis

Ardıç
Cupressaceae

Juniperus horizontalis

Yayılıcı Ardıç

Cupressaceae

Juniperus sabina

Sabin Ardıcı

Cupressaceae

Picea abies

Ladin
Pinacea

Picea glauca

Mavi Ladin

Pinacea

Picea orientalis

Doğu Ladin

Pinacea

Picea pungens

Ladin
Pinacea

Pinus nigra

Karaçam
Pinacea

Pinus pinea

Sahil Çamı

Pinacea

Pinus sylvestris

Sarı Çam

Pinacea

Pseudotsuga menziesii

Duglas
Pinacea

Sequoria sempervirens

Sekoya
Taxodiaceae

Taxus baccata

Porsuk
Taxaceae

Thuja occidentalis

Batı Mazısı

Cupressaceae

Thuja oriantalis

Doğu Mazısı

Cupressaceae

Tsuqa heterophylla

 
Pinaceae

Tsuga canadensis

 
Pinaceae
 
5.2.2. Yapraklılar: 

         Yapraklı ağaç ve ağaççıklar bahçe ve park çevre düzenlemesinde, karayolları peyzajında, çeşitli çevre düzenlemelerinde, ibreliler gibi en önemli bitki türlerindendir. Gövde yapıları, yaprak şekilleri, renkleri, formları, değişik mevsimlerde oluşan çiçek, meyve ve yaprak renkleri ile istenilen renk cümbüşünü sağlayan bitkilerdir. İbrelilerle birlikte koruluk ve ormanlık alan oluşturmalarda kullanılmaları daha sağlıklıdır. Yapraklı ağaç ve ağaççıklar peyzaj planlamada ibreliler gibi temel taşlardan biridirler. Üretim ve tüketim açısından önemli bazı yapraklı ağaç ve ağaççıkları şöyle sıralayabiliriz.

Çizelge 2: Yapraklı Ağaç ve Ağaççıklar

LATİNCE ADI
TÜRKÇE ADI
FAMİLYASI

Acer campestra

Akçaağaç
Aceracee

Acer japonicum

Japon Akçaağacı

Aceracee

Acer negundo

Akçaağaç
Aceracee

Acer palmatum

Akçaağaç
Aceracee

Acer pseudoplatanus

Çınar Yapraklı Akçaağaç

Aceracee

Acer saccharinum L.

Şeker Akçaağacı

Aceracee

Aesculus carnea

At Kestanesi

Hippocastanaceae

Aesculus hippocastanum

At Kestanesi

Hippocastanaceae

Albizia julibrissin

Mimoza
Leguminosae

Ailanthus altissima

Kokarağaç
Simaroubaceae

Alnus cordata

Kızılağaç
Betulaceae

Arbutus onedo

Kozayemiş
Ericaceae

Betula pendula

Huş
Betulaceae

Buxus sempervicens

Şimşir
Buxaceae

Carpinus japonica

Gürgen
Carpinaceae

Carpinus betulus

Gürgen
Carpinaceae

Castanea sativa

Kestane
Fagaceae

Catalpha bignonoides

 
Bignoniaceae

Celtis australis

Çitlembik
Ulmaceae

Cercis siliquastrum

Erguvan
Leguminosae

Cornus mas

Kızılcık
Cornaceae

Corylus colurna

Fındık
Corylaceae

Cotinus obovatus

Bulut Ağacı

Anacardiaceae

Crataegus monogyna

Alıç
Rosaceae

Eucalyptus gunnii

Okaliptus
Myrtceae

Faqus sylvatico

Kayın
Fagaceae

Fraxinus excelsiör

Dişbudak
Oleaceae

Gingko biloba

Fosil Ağacı

Gingbaceae

İlex aquifolium

Çoban Püskülü

Aquifoliaceae

Juglans regia

Ceviz
Juglaneceae

Koelreuteria paniculata

Güvey Kandili

Sapindaceae

Laburnum alpinum

Sarı Salkım

Leguminoseae

Liriodendron tulipifera

Lale Ağacı

Mgnoliaceae

Maclura pomifera

Maklora
Moraceae

Mognolia Grandiflora

Manolya
Magnoliaceae

Malus floribunda

Süs Elması

Rosaceae

Morus alba

Ak Dut

Moraceae

Morus nigra

Karadut
Moraceae

Platanus orientalis

Çınar
Platanaceae

Populus alba

Ak Kavak

Salicaceae

Populus nigra

Karakavak
Salicaceae

Populus canatensis

Kanada Kavağı

Salicaceae

Populus tremuloides

Titrek Kavak

Salicaceae

Prunus avium

Süs Kirazı

Rosaceae

Prunus cerasifera

 
Rosaceae

Prunus serrulata

 
Rosaceae

Pyrus communis

Armut
Rosaceae

Quercus alba

Ak Meşe

Fagaceae

Quercus cerris

Türk Meşesi

Fagaceae

Quecus ilex

Herdem Yeşil Meşe

Fagaceae

Robinia pseudoacacia

Yalancı Akasya

Leguminoseae

Rhus typhina

Sumak
Anacardiaceae

Salix alba

Ak Söğüt

Salicaceae

Salix babylonica

Salkım Söğüt

Salicaceae

Salix matsudana

Kıvrım Söğüt

Salicaceae

Sambucus nigra

Mürver
Caprifoliaceae

Sorbus unedo

Üvez
Rosaceae

Sophora japonica

Zofora
Leguminoseae

Tilin cordata

Ihlamur
Tiliaceae

Tila americana

 
Tiliaceae

Ulmus glabra

Karaağaç
Ulmaceae

Melia azedarach

Tesbih
 

Liquidamber orientalis

Güllük
 

 

Resim 1. Betula pendula (Huş)
 
5.2.2. Çalı Formlular

Çalı formlu bitkiler çevre düzenlemesinde tamamlayıcı olarak rol alırlar. Özellikle çevre düzenleme ölçeği küçüldükçe çalıların önemi artar. Küçük park ve bahçelerde, teras katlarında, bina boşluklarında üstün peyzaj etkileri nedeniyle kullanılırlar. Üretim ve tüketim açısından önemli çalıları şöyle sıralayabiliriz. 

Çizelge 3. Çalılar
LATİNCE ADI
Türkçe Adı

Acer palmatum “Atropurpureum”

Kırmızı Yapraklı Akça Ağaç

Amygdalis orientalis

Badem

Aucuba japonica

Japon Akübası

Berberis stenophylla

Kadın Tuzluğu

Berberis thungbergii

Kadın Tuzluğu

Berberis vulgaris

Kadın Tuzluğu

Camellia japonica

Kamelya

Casuarina angustifolia

Demirağacı

Chaenomeles japonica

Japon Ayvası

Citrus microcarpa

Turunç

Cornus mas

Kızılcık

Cotoneaster franchettii

Muşmula

Cotoneaster horizontalis

Yayılıcı Muşmula

Cycas revoluta

Sikas

Eleagnus angustifolia

İğde

Euonymus japonica

Taflan

Fatsia japonica

 

Forsythia intermedia

Altınçanağı

Jasminum officinalis

Yasemin

Lagerstromia indica

Oya

Laurus nobilis

Defne

Mahonia aquifolium

 

Mimosa pudica

Mimoza

Musa paradisiaca

Muz

Myrtus communis

Mersin

Nerium oleander

Zakkum

Picea conica

Konik Ladin

Picea excelsa “compact”

Bodur Ladin

Pittosporum tobirana

 

Phoenix canariensis

 

Prycantha coccinea

Ateş Dikeni

Punica granatum

Süs Narı

Rhododendron simsii

Orman Gülü

Ribes aureum

 

Rosa sp.

Gül

Sambucus nigra var. aurea

Altuni Mürver

Skimnia japonica

 

Spirea spp.

Keçi Sakalı

Syringa vulgaris

Leylak

Tamarix tetrandra

Ilgın

Viburnum opulus

Kartopu

Yucca gloriosa

Avize
 

5.2.3. Sarılıcı ve Tırmanıcılar:

Sarılıcı ve tırmanıcılar çevre düzenleme çalışmalarında tamamlayıcı rol üstlenirler. Balkon, kameriye, oturma grupları, ağaç altı düzenlemelerinde kullanılırlar. Ayrıca kamuflaj malzemesi olarak görüntüsü istenmeyen objelerin kapatılmasında kullanılır. Önemli sarılıcı ve tırmanıcı bitkilerden bazıları şunlardır.

 

Resim 2. Bouganvillea glabra (Gelin duvağı)

Çizelge 4. Sarılıcı ve Tırmanıcılar

LATİNCE ADI
TÜRKÇE ADI

Bouganvillea glabra var. Sanderiana

Gelin Duvağı

Cissus antartica

Asma

Clematis montana

-

Hedera helix

Orman Sarmaşığı

Bignonia venusta

-

Ipomea purpurea

Mavi Sarmaşık

Compsis radicans

Acem Borusu

Lonicera caprifolium

Hanımeli

Polygonum baldshuanicum

Poligon Sarmaşığı

Parthenosis quingifolia

Amerikan Sarmaşığı

Passiflora sp.

Çarkıfelek

Thungbergia alata

Turna Gagası

Rosa sp.

Sarmaşık Gül

Wisteria sinensis

Mor Salkım

 
 
5.2.4 Çim ve Yer Örtücü Bitkiler:

Park ve bahçelerde; toprak yüzeyini örten ve düz bir satıh elde etmede kullanılan, yürüyüş parkurları, spor tesisleri ve daha bir çok etkinliklerde yeşil halı örtüsü amaçlı çimler veya diğer yer örtücü bitkiler kullanılır. Çim yer örtücü bitkilerin en önemlisi ve vazgeçilmeyen ilk peyzaj elemanıdır. Çim alansız park, bahçe ve yeşil mekan düşünülemez. İnsanda en çok doğal ortam hissi uyandıran eleman çimdir.

 

Resim 3. Bakımlı bir çim saha
 
Çim Ekilmesi

Çim ekilmeden önce yabani otlarla mücadele yapılmalıdır. Alan bellendikten veya sürüldükten sonra yabancı maddeler alandan uzaklaştırılmalıdır. İlk tesviyeden önce toprağın besin durumuna göre ihtiyacı duyulan gübreler verilmelidir. İkinci tesviyeden sonra bölgelere göre en uygun çim tohumu karışımı mibzerle veya elle saçılarak ekilir. Bunun üzerine yanmış elenmiş ahır gübresi 2 cm olacak şekilde kapatılır. Bunun çim tohumunun rüzgarla uçmasını önlemek ve kuşlardan korumaktadır.

Bunundan sonra hafif bir silindirle üzeri batırılarak merdaneleme yapılır. Tohumun toprakla gübre arasında iyi bir teması sağlanır. İnce zerrecikler halinde sulama sistemiyle iyice sulanır. 20-25 gün sonra çim haline gelir.

Çok eğimli alanlarda atılan tohumlar su ve rüzgarlarla aşağı doğru taşınır. Bunu için şev 8-10 cm kalınlıkta samanla kapatılır. Kaplamadan önce samanlar hafif ıslatılıp m2’ye 300-700 g saman kullanılır İnce gözenekli tellerle samanın araziye tespiti sağlanır. Daha bu samanın üzerine m2’ye 60 - 80 g Suni gübre veya 100 - 200 g organik gübre verilir.

Çim tohumu nemli bölgelerde m2 ye 25-30 gr iken kurak bölgelerde 60-70 gr’a kadar çıkabilir. Kullanılan çim tohumu karışımları:

1.      Lolium perenne

2.      Festuca sp

3.      Poa sp.

4.      Agrostis sp.

5.      Bermuda grass

6.      Phleum pratense

7.      Cynasurus cristatus’dır.

 
Çim Alanlarında Bakım İşleri
 
Sulama:

Ekimden sonra hemen sulama işi genellikle sabah erken ve akşam geç saatlerde olmak üzere günde 2 defa yapılmalıdır. Sık ve kısa aralıklarla biçilen çimlerin su ihtiyacı daha yüksektir. Ayrıca biçilen çim vegetatatif gelişme göstereceğinde su isteği fazlalaşır. Kurak periyotlarda suyun azalması çimin taze yeşil rengini kaybetmesine yol açar. Nisbi nemin değişmesi ise çimin karakteriyle, toprağın kimyevi yapısını da değiştirir. Çim köklerinin yayılma hızı 2-6 cm’dir.

Toprak tamamen kurumadan ve sertleşmeden sulanmalıdır. Ortalama çim alanların su istekleri m2’ye 5-10 lt’dir. Bu oran sulama yapıldığı zamana göre değişir. Gündüz yapılan sulamalarda ısı ile oluşacak transpirasyon nedeniyle su tüketimi artar. Sabahın erken ve akşamın geç saatlerinde sulamak esastır.

Biçme:

Çimi sık sık ve kısa biçimde yapılmak suretiyle kadife görünümlü sahalar elde edilir. Bununla çiçek ve tohuma kalkmaları önlenir ve vejetatif gelişmeleri daha kuvvetli olur. İlk biçim çim 15 cm boylanınca yapılır. İlk iki biçimden sonra çim biçme makinesi kullanmak faydalıdır. Yeni tesis edilen saha kurak havalarda nemli tutulmalı, çim boyu 6 cm’yi geçince merdanelenmeli ve tırpanla ilk biçim yapılmalıdır. İlk biçimden sonraki merdaneleme vejetatif gelişmeyi kuvvetlendirir. Erken İlkbaharda yapılacak İlk 2 biçim daha sonraki biçimlerden daha uzun olmalıdır. İdeal çim biçme uzunluğu 4-5 cm’dir. Soğuk ve sıcak dalgalarının ani olduğu zamanlarda biçim yapılmamalıdır. Ortalama 10-12 günde bir biçim şekli esastır. Dikkat edilecek önemli bir husus ta her biçimde aynı istikametin kullanılmasıdır. Buna uyulursa çim kökleri daha sağlıklı ve sağlam olur.

Gübreleme:

Tesis edilen çim sahalarına değişik organik ve inorganik gübreler toz veya eriyik halde verilir. Gübreleme sadece besin takviyesi bakımından değil toprak strüktürünün düzelmesinde de rol oynar. Verilecek gübrenin seçiminde mevcut toprağın yapısı ve çim alandan faydalanma şekli tesir eder. Çim sahalarında yılda iki defa 0,5 cm’yi geçememek üzere ince elenmiş komposto toprağı serpilir. Bu kompostun zararlı ot tohumundan arınmış olması gerekir. Kompost toprağı besince fakirse m3’üne 800 gr Süper fosfor 300 gr kalsiyum, 500 gr azotlu gübre karıştırılır.Asitliliği fazla ise m3 ne 1-3 kg CaCo3 karıştırılır. Kompost toprak Şubat-Mart aylarında yapılır Bunun için 100 m2’ye 0,3-0,5 m3 kompost gereklidir.

Çim sahalarda periyodik olarak suni gübre verilmesi vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Yılda en az iki defa uygulanması gerekir. En uygun zaman İlkbaharda kompost toprağa karıştırılarak verilmesidir. Mayıs-Ağustos ayları arasında 4-6 haftada bir yapılan azotlu gübreleme (100 m2’ye 1 kg amonyum sülfat) başarı sağlar.

Çim bitkilerine yapraklarının yaş olduğu zamanlarda inorganik gübre verilmemelidir. Çünkü yaş yaprak üzerine düşen gübre ayrışarak asit meydana getirir ve bitkiyi yakar. Bu bakımdan yapraklar kuru iken verilen inorganik gübre, gübrelemeden hemen sonra sulanmalıdır.

Kireçleme:

Kireç verilen topraklarda yabani otlar fazla gelişme gösterdiğinden solucan faaliyeti gözlenen yerde kirece ihtiyaç yoktur. Çimler genellikle orta asit ve az asitli topraklardan hoşlanırlar. Ancak fazla asit nedeniyle çimin zarar gördüğü topraklarda kireçleme yapılır. Asit fazlalığın belirtileri yosunlaşma, sazlar ve benzeri zararlı bitkilerin gelişmeye başlamasıdır. Bu durumlarda hektara 500-600 kg CaCo3 son ve İlkbaharda çim daha üzerine serilmelidir. Fazla asitliliğe rağmen çim bitkileri zarar görmüyorlarsa kireçleme yerine ha’a 250 kg kalkerli gübre verilmelidir. Çim sahalarda en erken kireçleme 3-4 senede bir yapılır.

Merdaneleme:

Çim alanlarının merdanelenmesi herşeyden önce geçirgen ve orta derece geçirgen topraklar içindir. Merdaneleme çimin vejetatif gelişmesini artırır. Fakat sık sık çiğnenen ve killi karakterli topraktaki bu işlem fayda yerine zarar getirir. 100 kg ağırlığındaki yeterlidir.

Yeni tesis edilmiş çim sahalarda ilk biçimden evvel ve sonra 50 kg’lık merdane yeterlidir. Bu işlemle yeni çim fidelerinin toprağa daha sıkı tespiti sağlanır. Spor sahalarında merdane ağırlığı 250 kg’a kadar çıkabilir.

Don ve nemli koşullarda merdaneleme yapılmaz. Fazla merdaneleme çim gövde aksamına zarar vereceğinde sıkça yapılmamalıdır.

Havalandırma:

Sık yapılı topraklarda çimin kökleri genellikle rahat gelişemezler Bu nedenle de gerekli su ve besin maddelerinden tam olarak yararlanamazlar . fazlaca çiğnenen spor ve oyun sahalarında da aynı durum gözükür. Bu amaçla kullanılabilecek tahta yada demir uçlu aletlerle hem sıkışık toprağın yer yer gevşemesi hem de havalandırılması sağlanır. Hava deliklerinin derinliği toprağın sıkışıklık derecesiyle ilgili olarak 5-12 cm arasında değişir. Fazla geçirgen kumu bol topraklarda bu işleme gerek yoktur.

Tırmıklama:

İlk ve Sonbaharda çim sahalarda kesilmiş çim, yosun yaprak v.b. gibi artıkların temizlenmesi gerekir. Tırmıklama yapılırken çim gövde ve köklerinin zarar görmemesi gerekir.

Yer örtücü bitkiler dikiminden önce büyüyünce alacaklı büyüklük ve boyutların bilinmesi gerekir. Bunun yanı sıra çeşitler için uygun yer seçimi yapılır. Küçük alanlarda, bina çevrelerinde kısa zamanda örtüye sahip olmak için daha sık dikim yapılır. Buna karşın geniş alanlarda daha seyrek dikim yapılır.

Yer örtücü bitkilerle çalışmanın amacı toprağı en uygun nemi tutabilecek hale getirmektir. Kumlu topraklarda çok az odunsu bitki iyi bir gelişme gösterebilir. Buna karşılık kötü drenajlı killi topraklarda yetişme açısından zorluk çekebilir.

Yer örtücü bitkilerin en önemli işlevlerinden biriside toprak erozyonunu önlemektir. Aslında tüm bitkiler bu görevi bir noktaya kadar yaparlar. Eğimli alanlarda eğim artıkça toprağı korumak zorlaşır. Düşük eğimlerde her cins bitki dikimi yapılabilmesine rağmen eğim arttıkça daha özel bitki seçimi yapılmalıdır. Bu seçilecek bitkiler büyük ve sağlıklı bitkiler olmalıdır. Belli başlı en önemli yer örtücü bitkiler şunlardır.

Çizelge 5. Yer Örtücü Bitkiler
 
LATİNCE ADI

Achilea millefolium rosea

 

Marrubium parsiflorum

Achiliea tomentosa

 

Phlomus armeniaca

Akebia quinata

 

Phragmites commino

Arabis alpina

 

Rhus caria

Arctostaphylos ova-ursi

 

Rosa hemisphaerica

Arenaria baledrica

 

Salvia cryptantha

Artemisa stelleriana

 

Sedlum acre

Asarum coudatum

 

Serastium tomentosum

Caluna vulgaris

 

Scirpus tacustris

Campanula medium

 

Thpha angustifolia

Cerastium tomentosum

 

Thymus jankae

Convalloria mejalis

 

Teucrium polium           

Cornus sibirica

 

Viburnum lantana

Cotoneaster dammerii

 

Evonymus fortunei

Cistus kewensis

 

Lavondula angustifoli

Erica alba

 

İberis sempervirens

Ephedra majör

 

Potentilla fruticosa

Genista aubertii

 

Hypericum calycinum

Kochia prostata

 

Juniperus communis

Lycium barbarum

 

Juniperus horizontalis

 
 

Nepeta mussini

 

5.2.5. Çiçekler ve Otsu Bitkiler

Çevre düzenlemesinde renk olarak ve birim alanda en fazla etki yaratan bitki türleridir. Çiçekler olmadan herhangi bir bahçe, park, spor tesisi düşünülemez. Kişilerde yaşama sevincini uyandıran, hayata bağlayan ve neşe veren bitkiler çiçeklerdir. Çiçekler tek yıllık ve çok yıllık diye sınıflandırılabilir. Tek yıllık çiçekler yazlık ve kışlık yetiştirilmeleri nedeniyle de sınıflandırılabilirler. Dış mekan bitkilerinin bu son bölümünü kapsayan bitkileri önem ve kullanım açısından şöyle sıralayabiliriz.

Çizelge 6. Çiçekler ve Otsu Bitkiler

LATİNCE ADI
TÜRKÇE ADI
Achimines hybrid
Gelin duvağı
Anemone apennia
Manisa lalesi
Aubretia deltoidea
 
Alyssum saxatile
 
Arabis albida
 
Aquilegia sp
Haseki küpesi
Aster varieties
Saraypatı
Ageratum hybrid
Vapur dumanı
Antirrhinum majus
Aslan ağzı
Bellis perennis
Koyungözü
Begonia sp.
Begonya
Celosia plumosa
Horoz ibiği
Chrysanthemum sp
Kasımpatı
Calendula officinalis
 
Dianthus alpinus
Karanfil
Dianthus barbatus
Karanfil
Dianthus deltoides
Karanfil
Dahlia dwarf hybrid
Yıldız
Delphinium hybrid
Yüksük otu
Eschscholzia californica
İngiliz kadifesi
Convollaria majalis
Müge
Gazania hybrid
 
Gaillardia aristata
 
Hydrangea anomola
Ortanca
Iris laevigata
Süsen
Kniphofia hybrid
Fırça çiçeği
Lobelia tenuior
 
Mesembryanthemum ciriflorum
Kazayağı
Nepeta sp.
 
Nymphaea stellata
Nilüfer
Pelergonium sp.
Sardunya
Phlox drummondii
Alev
Primula vulgaris
Çuha
Petunia sp.
Petunya
Papaver rhoeasvarieties
Tütün
Ronunculus aquatilis
 
Tagetes patula
Kadife
Sedum acre
Dam koruğu
Senecio maritima
Sinerya
Vinca sp.
Menekşe
Vinca rosea
Rozet
Zinnia sp.
İran halısı
 
 

Resim 4. Paeonia ve Delphinium (Şakayık ve Yüksük otu)

5.3. Dış Mekan Bitkilerinde Çoğaltma Teknikleri

Fidanlık işletmeciliğinin temel amacını oluşturan bitki üretimi; bilgi, deneyim ve planlamayla birleştiği zaman işletmeler başarılı olur.

Dış mekan süs bitkilerinin üretimi iki temel tekniğe dayanır. 

1.      Generatif (tohumla) çoğaltma

2.      Vejetatif çoğaltma

 
5.3.1. Generatif (Tohumla) Çoğaltma

Generatif (tohum) çoğaltma yöntemiyle çok miktarda, ucuz ve kolay fidan üretimi sağlanır. Bu çoğaltma yönteminde ona temel olan tohum hakkında bazı bilgileri dikkate almak gerekir. Öncelikle hangi üretim tohum ile çoğaltılacağına karar vermek gerekir. Daha sonra tohumların teminine çalışılır. Tohumlar bizzat anaçlardan toplanabildiği gibi, bu işin ticaretini yapan kuruluşlardan da satın alınabilir.

Çizelge 7. Önemli Dış Mekan Bitkilerinin Çiçeklenme, Tohum Alma ve Tohumların Doğal Saçılma Zamanları

TÜRLER
ÇİÇEK ZAMANI
TOHUM ALMA
TOHUM SAÇMA ZAMANI
AKÇAAĞAÇLAR
 
 
 
Acer Campestra
Nisan-Mayıs
Ekim
Ocak
Acer Palmatum
Nisan
Ağustos
Kasım
Acer Platanoides
Mart-Nisan
Ekim
Şubat
Acer Pseuodoplatanus
Nisan
Eylül
Ekim
Acer Rubrum
Mart-Nisan
Nisan
Haziran
Acer Saccharinum
Mart
Nisan
Haziran
At Kestanesi
 
 
 
Aesculus hippocastonun
Nisan-Mayıs
Eylül
Ekim
KOKAR AĞAÇ
 
 
 
Ailonthus altissine
Haziran
Eylül
Kasım
KIZIL AĞAÇ
 
 
 
Alnus cordata
Şubat-Nisan
Eylül
Ocak
Alnus İncana
Mart-Mayıs
Eylül
Aralık
KADIN TUZLUĞU
 
 
 
Berberis thunbergi
Mayıs-Haziran
Eylül
Ekim-Kasım
Berberis vulgaris
Mayıs-Haziran
Eylül
Ekim-Kasım
HUŞ
 
 
 
Betula pubescens
Nisan
Ağustos
Aralık-Ocak
GÜRGEN
 
 
 
Corpinus petinus
Mart
Kasım
İlkbahar
Çitlenbik
 
 
 
Celtis occidentalis
Mayıs
Ekim
Aralık
Erguvan
 
 
 
Cercis siliquastrum
Mayıs
Eylül
Ekim
Kızılcık
 
 
 
Cornus mas
Şubat-Mart
Eylül
Ekim-Kasım
Dağ Muşmulası
 
 
 
Cotoneaster franchettii
Mayıs
Ekim
Kasım-Aralık
Alıç
 
 
 
Crataegus monogyna
Mayıs
Eylül
Ekim
Crataegus oxycantha
Mayıs
Eylül
Ekim
Katır Tırnağı
 
 
 
Cytissus scoparius
Mayıs
Eylül
Kasım
İğde
 
 
 
Eleagnus angustifolia
Haziran
Ekim
Kasım
Okaliptus
 
 
 
Eucalyptus sp.
Mayıs
Haziran
Haziran
Kayın
 
 
 
Fagus sp.
Mayıs
Eylül
Kasım
Dişbudak
 
 
 
Fraxinus angustifolia
Mayıs
Eylül
Aralık
Fraxinus excelsior
Nisan
Ağustos
Ocak
Çoban Püskülü
 
 
 
Ilex aquifolium
Mayıs
Kasım
Şubat
Sarı salkım
 
 
 
Laburnum anagyroides
Mayıs-Haziran
Eylül
Ekim
Lale ağacı
 
 
 
Liriodendron tulipifera
Haziran
Ekim
Kasım
MAHONYA
 
 
 
Mahonia aquifolium
Şubat-Mayıs
Ağustos
Ekim
ÇINAR
 
 
 
Platanus orientalis
Mayıs
Ekim
Kasım
MEŞE
 
 
 
Quercus petraca
Mayıs
Eylül
Kasım
Quercus robur
Mayıs
Eylül
Kasım
YALANCI AKASYA
 
 
 
Robinia pseudoacacia
Haziran
Aralık Ocak
Ocak
MÜRVER
 
 
 
Sambucus nigra
Haziran
Ağustos
Ekim
IHLAMUR
 
 
 
Tilia cordata
Haziran
Ekim
Kasım
 

Tohumun hasadı sırasında olduğu kadar bunu izleyen işlemlerde tohumun canlılığı bakımından önem taşır. Çimlenme gücü en yüksek tohumlar bile hasat sonrası yapılan hatalı işlemlerle çimlenme güçlerini tamamen kaybedebilirler.

Ağaçlar çalılar ve diğer süs bitkilerinin tohumlarını ekim mevsimine kadar veya gelecek yılların ihtiyacı için kullanmak üzere daha uzun süre sağlıklı bir şekilde sağlamak gerekir. Tohumlar ayıklanıp temizlendikten sonra ekim zamanına kadar serin ve havadar yerlerde saklanırlar.

Ağaç çalı ve diğer süs bitkileri türlerinde tohumlar saklama açısından kısa ömürlü, orta ömürlü ve uzun ömürlü tohumlar diye 3 gruba ayrılabilirler. Tohumları kısa ömürlü bitki türlerinde saklama birkaç hafta ile 1-2 yıl arasında değişir. Bu gruba giren başlıca türler arasında Kavak, Söğüt, Kara Ağaç, Kayın, Göknar, Sedir,Meşe, Bazı Akçaağaç türleri, Yalancı Servi, Manolya sayılabilir. Tohumları orta ömürlü olan türerde tohumla 4-5 yıl saklanabilir. Bunlar içinde çam ve ladin türleri en tipiklerini oluşturur. Uzun ömürlü tohumlar daha uzun süre 10-20 yıl kadar bozulmadan saklanabilirler. Bu gruba Akasya, Gülibrişim, Sarısalkım, İğde, Okaliptüs örnek olarak gösterilebilirler.

Tohumlar saklandıktan sonra ekim işleminden önce iyi çimlenmeleri için bazı uygulamalardan geçirirler. Özellikle çimlenme engeli olan türlerde bu işlemler önem kazanır. Bu işlemler için en önemli yöntemler:

·         Kabuk engeli için asitli işlem yöntemi,

·         Mekanik zedeleme yöntemi,

·         Suda şişirme yöntemi,

·         Katlama yöntemidir.

Tohumlar, ya soğuk veya sıcak seralar gibi kapalı yerlerde ya da fidanlıklarda açık alanlara ekilir. Fideler toprak yüzeyine çıkınca kültürel işlemler yapılır.yeterli büyüklüğe ulaşan fideler kaplara alınır.

5.3.2. Vejetatif Çoğaltma

Bu çoğaltma tekniği süs bitkileri üretiminde en yaygın kullanılan üretim tekniğidir. Vejetatif çoğaltma; kök sürgünü, yaprak, yumru, dal, rizom gibi vejetatif bitki kısımlarından alınan parçalarla yapılan üretim şeklidir. Bu çoğaltma yönteminde başlıca 4 temel metot bulunmaktadır. Bunlar:

1.      Çelik ile çoğaltma

2.      Aşı ile çoğaltma

3.      Daldırma ile çoğaltma

4.      Rizom, stolon, soğan gibi diğer vejetatif çoğaltmalardır.

Yukarıda sayılan vejetatif çoğaltma metotlarından en çok kullanılan çelik veya aşı ile çoğaltmadır.

5.3.2.1. Çelikle Çoğaltma

Çelikle çoğaltma tekniği üretilecek bitkiden alınan ve çelik adı verilen bir gövde, kök veya yaprak parçası ile yeni bir bitki oluşturma tekniğidir. Bu yöntemle çoğaltma çok çeşitli iğne yapraklı, yapraklı, herdem yeşil ve yaprağını döken süs bitkilerinde seralara sahip fidanlıklarda yıl boyu devam eder. Özellikle herdem yeşil ve yarı yeşil yapraklı türlerin hemen hemen hepsinde tohumla çoğaltım zaman aldığı ve buna rağmen istenilen nitelikler genellikle sağlanamadığı için bu türler çelikle çoğaltılırlar

Çelikle çoğaltma yöntemleri çok çeşitlidir. Bunlar:

·         Gövde Çelikleri

·         Kök Çelikleri

·         Yaprak Çelikleridir.

Süs bitkilerinde en çok gövde çelikleri ile üretim yöntemi kullanılmaktadır. Gövde çelikleri de yumuşak (yeşil) çelik, yarı odunlaşmış (odunsu) çelik ve sert (odun) çelikleri olmak üzere 3 grupta toplamaktadır. Odunsu bitkilerin henüz odunlaşmamış olan taze ilkbahar sürgünlerinden hazırlanan yumuşak çelikler bir çok süs bitkisinin çoğaltımında kullanılır. Yumuşak (yeşil) çelikler daha çabuk ve daha kolay köklenirler. Bu çelikler tepe tomurcuğu taşıyan sürgünlerden tepe çeliği olarak alınır.

         Yarı odunlaşmış (odunsu) çelikler yumuşak çelikten bir ölçüde olgunlaşmış ve kısmen de sertleşerek odunlaşmaya yönelmiş olmaları ile farklılık gösterir. Bu çelikler büyüme mevsiminin sonlarına doğru sürgünler kısmen olgunlaştığında alınır, genellikle Ağustos ayı ve Eylül başları en uygun zamandır.

         Sert (odun) çelikleri ise bir yaşında tamamen olgunlaşmış ve odunlaşmış sürgünlerden elde edilir. Sert çelik kullanımı daha çok kışın yapraklarını döken türlerle iğne yapraklılarda kullanılır.

         Çeliklerde köklenmenin hızlı olması için çelikler köklenme yastıklarına dikilmeden önce köklenmeyi uyarıcı hormona batırılırlar Böylece köklenme daha kısa zamanda olduğu gibi köklü çelik sayısı da artar. Çelikler kök oluşturmaları için perlit veya temiz dişli kum bulunan yastıklara dikilir. Çeliklerin üzerine sisleme şeklinde su püskürterek nemli kalmaları sağlanır. Köklenen çelikler, küçük torbalara veya fincan saksılara aktarılarak gölgeli araştırma ortamlarına taşınırlar. Burada kültürel işlemler uygulanan bitkiler daha sonra süs bitkisi fidanı olarak büyütme yerlerine alınır ve yeterli gelişme ve form sağlandıktan sonra satışa sunulurlar.

            5.3.2.2 Aşı İle Çoğaltma

            Aşı ile çoğaltma tekniği çoğaltılması istenilen bitkinin bir parçasını anaç olarak kullanacağımız başka bir bitki ile kaynaştırarak tek bir bitki olarak geliştirme tekniğidir. Bitkinin toprak üstü kısmını yani gövde ve dalları oluşturacak kısma kalem veya göz denir. Bunlardan kalem üzerinde birkaç uyur göz bulunan dal parçasıdır. Bu parçanın göz olarak alınması halinde tek bir gözden oluşan bir parça söz konusudur. Yeni bitkinin kök kısmını oluşturacak olan aşı kısmına ise anaç denir. Aşılama yöntemleri kalem aşıları ve göz aşılarıdır. Türlere göre aşılamada başarı alanları çok farklılık gösterir. 

 

Resim 5. gül aşı parselinden bir görünüş

 

Resim 6. Gülde Aşılama

Aşı bıçağı ile kalemden gözün çıkarılması

Kalemden çıkarılmış aşı gözü

Anaç üzerinde aşı bıçağı ile T şeklinde çizik açılması

Açılan T’ye gözün yukarıdan aşağıya doğru yerleştirilmesi

Anaca yerleştirilmiş göz

Aşı yerinin bağlanması .

Üzerinde birkaç tomurcuk bulunan ve kalem adı verilen bir parçanın kullanılarak yapılan aşı çeşidine kalem aşıları denir. Kalem aşıları daha çok iğne yapraklı bitkilerde değerli varyetelerin çoğaltılmasında kullanılır. Bir çok kalem aşısı metodu vardır.

Üzerinde bir göz veya tomurcuk bulunan küçük bir kabuk parçasından alınan bir kalem kullanılarak yapılan aşılama yöntemine göz aşısı denir. Bu yöntemle bir bireyden çok sayıda göz alma olanağı vardır. Bu nedenle göz aşısı metodu kıymetli bitkilerin ve güllerin üretilmesinde ekonomik ve amatör yetiştiricilerinde kolaylıkla uygulanabileceği aşı yöntemidir.

Göz aşıları da sürgün göz aşıları ve durgun göz aşıları olmak üzere 2 çeşittir. Sürgün göz aşılarında anaca yerleştirilen göz o yıl içinde sürgün verir. Genelde Nisan- Mayıs aylarında yapılan aşılardır. Durgun göz aşılarında ise gözler o yıl uyur halde kalırlar ve ancak ertesi yıl sürerler.

Haziran – Temmuz - Ağustos ve Eylül aylarında durgun göz aşısı yapılır. Güllerde durgun göz aşısının yapım aşamaları şöyledir:

·         Anaçta aşı bıçağıyla T şeklinde çizik açılır ve kabuk hafifçe kaldırılır.

·         Kalemden aşı bıçağı ile göz (Yaprak sapı ile birlikte) çıkarılır.

·         Çıkarılan göz anaçta bulunan T şeklindeki bölgeye yukarıdan aşağıya doğru itilerek yerleştirilir.

·         Daha sonra aşı yeri düzgün bir şekilde aşı bağı ile bağlanır.

Resim 7. Doğrudan torbaya dikilmiş anacın aşılanmış hali

 

Kırmızı Örümcek (Akar)

Tetranychus viennensis                        

Tetranychus viennensis..                                                                    

Akarlar 

Akdiken akarı (Tetranychus viennensis Zacher) (Acarina: Tetranychidae)              
İkinoktalı kırmızıörümcek (Tetranychus urticae Koch.) (Acarina: Tetranychidae)
Avrupa kırmızıörümceği (Panonychus ulmi Koch.) (Acarina: Tetranychidae)
Meyve kahverengi akarı (Bryobia rubrioculus (Scheut.) (Acarina: Tetranychidae)
Yassıakar (Cenopalpus pulcher (C.-F.) (Acarina: Tenuipalpidae)

Tanımı, yaşam ve zarar şekli

Akarlar çıplak gözle zor görülecek kadar küçüktürler. Şekilleri yumurta veya armut biçimindedir. Çoğunun vücutlarının üst tarafı kabarıktır, bazılarının düzdür. Deride değişik şekil ve büyüklükte tüyler, kıllar ve dikenler vardır. Yumurtadan çıkan larva 3 çift, nimf ve erginler 4 çift bacaklıdır.

Akdiken akarının dişileri oval şekilli, kırmızı renkli ve tombuldur. Bacakları uzun, boğum araları geniş ve sarı renklidir. Sırt kısmındaki kıllar diken gibi çıkar ve kılın çıktığı yer beyaz bir kabarıklık yapar. Yumurtaları bilye gibi, şeffaf ve açılmasına yakın sarı krem renklidir. Yapraklarda çok kesif ağ örerler. Kışı döllenmiş dişi halinde, ağaçların kabuk altlarında, yarık ve çatlaklarda döllenmiş dişi halinde geçirirler. Bir dişi 60-120 yumurta bırakabilir. Yumurtalar 5-7 gün içinde açılır. Yılda 9- 10 döl verirler.Yaprakların alt yüzüne ördükleri ağlar arasına bırakılan yumurtalardan gelişen kırmızı örümcekler, bitkinin özsuyunu emerler. Yapraklar sararır, kıvrılır ve kuruyarak dökülür. %60’a ulaşan verim kayıplarının yanı sıra kalite kaybı da oluşur. Ayrıca bazı hastalıkları taşıyarak da zararlı olurlar.
Yaprakların altları incelenerek zararlı görülür görülmez ilaçlama yapılmalı, geç kalmamaya özellikle dikkat edilmelidir. Yaprak altlarının iyice ilaçlanmasına özen gösterilmelidir.  Kırmızı örümcekte çok önemli olan zararlı görüldüğünde geciktirmeden ve serin havada yapılacak ilk ilaçlamanın ve tam 1 hafta sonra ikinci defa takrarlanması gereklidir. Çünki yapılan ilaçlamalar yumurtaları öldürmez, bir hafta sonra tekrar yapılan ilaç bu arada yumurtadan çıkanları öldürmektedir. Bu zararlı zamanında farkedilmezse sebep olduğu zarar çok büyük olabilir. Aslında Sonbaharda Ekim gibi ve İlkbaharda Nisan-Mayıs gibi biraz daha düşük dozda koruyucu olarak ilaçlamak ileride oluşabilecek zararları en aza indirmek için çok faydalı ve gerekli olacaktır. Bir önemli nokta daha: zamanla kırmızı örümcek ilaca direnç göstereceğinden her sene ayrı ilaç kullanmalı, ancak etkili maddesine dikkat edilerek farklı bir ilaç tecihi yapılmalıdır, Farklı ilaçlardada aynı etkili madde olabilir,bunada dikkat etmek gerekir.

İki noktalı kırmızı örümceğin rengi, yeşilimsi sarı veya kahverengimsi yeşil olabilir. Vucudun ortasına yakın mesafede iki tarafta siyah büyük birer benek bulunur. Kışı döllenmiş ergin dişi olarak kalın gövdelerde, ağaç kabuklarının altında ağaçların çatlak ve yarıklarında, dökülmüş yaprak ve kabuk parçalarında ve otlarda uyuşuk halde geçirir.Yapraklarda çok yoğun ağ örer. Ergin dişiler beslendikleri yaprakların alt yüzüne tek tek veya kümeler halinde olmak üzere 100-200 yumurta bırakırlar. Yılda 10-21 döl verirler.

Avrupa kırmızıörümceğinin ergin dişileri koyu kırmızı renkli yuvarlakça dolgun vucutludur. Sırt kıllarının çıktığı yer beyaz, daire şeklinde olup bombelidir. Yumurtaları kiremit kırmızısı renkte ve soğan biçimindedir.Yumurtanın üzerinde bir sap bulunur,ayrıca yumurta üzeri yukarıdan aşağıya doğru ince çizgilidir. Bu kırmızı örümcek ağ yapmaz. Avrupa kırmızıörümceği kışı yumurta halinde ağaçların dallarında geçirir ilkbaharda nisan başından itibaren yumurtadan çıkan larvalar taze sürgünlere saldırır. Larvaların ergin oluşu ilkbaharda 28 günde,yazın 15 günde olmaktadır. Yılda 8-9 döl verirler.

Meyve kahverengi akarının erginleri kırmızı, kahverengi ve yeşil karışımı renktedir. Üstten bakıldığında üstü düz ve karın kısmı şişkindir. Sırtta belirli bir çizgi bulunur. Vucut kılları yaprak şekindedir. Ön bacakları diğer kırmızıörümceklere göre çok uzundur. Erginleri 1 ve 2 yıllık dallar üzerinde daha çok bulunur ve yapraklarda ağ yapmazlar. Yumurtaları bilye gibi ve kırmızı renktedir. Meyve kahverengi akarı kışı yumurta halinde geçirir kış yumurtaları hava koşullarına göre mart sonu ve nisan ayının ilk günlerinden itibaren açılmaya başlar. Yılda 3-4 döl verir.

Yassı akarın ergin dişilerinin vücudu oval ve yassı yapılı, kiremit veya daha koyu kırmızı renktedir. Vücuda üstten bakıldığında sırtında yatay olarak vucudu ikiye bölen belirgin bir çizği görülür. Sırttaki kıllar kısa ve diken gibidir. Bacakları kısa, boğumları küttür. Yumurtaları uzunca oval, ön tarafı basık fıçı şeklinde ve kiremit kırmızısı renktedir. Yapraklarda çok az ağ örerler. Bu akar, kışı döllenmiş dişi olarak meyve agaçlarının 2- 3 yıllık dallarının çiçek buketi, odun ve meyve gözleri etrafında, tomurcukların arasında veya üzerinde geçirir . Erginler nisan ayı ortasından sonra yumurta bırakmaya başlar. Yumurtalar mayıs ayı sonu ve haziran ayının ilk haftasından itibaren açılmaya başlar. Yılda 4- 5 döl verirler.

Kırmızı örümcekler elma, armut, ayva, şeftali, kiraz, vişne, erik ve kayısı gibi yumuşak ve sert çekirdekli meyve ağaçlarında zarar yaparlar. Bulundukları ağaçlarda yaprakların bitki özsuyunu emerek zararlı olurlar. Bunun sonucunda yapraklarda önce beyaz, sonra sarı kahverengi lekeler meydana gelir. Daha sonra bu lekeler birleşerek yaprağın kuruyup dökülmesine, dolayısıyla önemli derecede ürün kaybına neden olurlar.

Tetranychus viennensis. Tetranychus spp., Polyphagotarsonemus
Tetranychus cinnabarinus Tetranychus ssp.  polyphagotarsonemus
Tetranychus viennensis Tetranychus viennensis
Tetranychus viennensis Tetranychus viennensis ağı

Doğal düşmanları

Bir çok avcı akar ve böcekler zararlı akarların yumurta ve diğer dönemlerine saldırarak çoğu defa onları zararsız durumda bırakabilmektedir. Avcı akarlardan Typlodromus spp., Amblyseius spp., Atractotomus mali (Het.:Miridae ), Orius spp. (Het.:Anthocoridae) ve Stethorus punctillum (Col.:Coccinellidae) önemli doğal düşmanlar olarak bulunmaktadır. Scolothrips longicornis (Thysanoptera) ve Chrysoperla carnea Sth. (Neurop.:Chrysophidae) de önemli kırmızı örümcek predatörleridir.

Amblyseius fallacis. Atractotomus mali. Typhlodromus pyri.

Euseius finlandicus.

Orius insidiosus
Stethorus punctillum.jpg Coccinella septempunctata Chrysoperla carnea.. Chrysoperla carnea. Phytoseiulus persimilis

Zararlılar ile mücadele

Biyolojik mücadele

Kırmızıörümceklerin biyolojik mücadelesinde, yukarıda adı geçen faydalılardan T. pyri, S. longicornis ve S. punctillum önemli rol oynamaktadır. Bunlar doğada korunarak ve etkinlikleri arttırılarak, bulunmayan yerlere bulaştırılarak ve kitle halinde üretip salmak suretiyle biyolojik mücadelede kullanılabilir. Bu bakımdan özellikle organik fosforlu ve sentetik piretroitlere dirençli T. pyri ırklarının kullanımı büyük önem taşımaktadır. Ayrıca faydalı akarlardan T. pyri ' nin bulunduğu elma bahçelerinde, ağustos ayında kesilen ince dalların bu akarların bulunmadığı bahçelerdeki elma ağaçlarına asılarak bulaşması ve populasyon oluşturması sağlanabilmektedir.

Kimyasal mücadele

Bitki ve ağaçlarda Avrupa kırmızıörümceği ve kahverengi örümceğin kışlayan yumurtaları dallarda çok fazla (sıvama) ise veya yassıakarın kışlayan ergin yoğunluğu yüksek ise ağaçlarda kabuklubit ve koşnil gibi zararlılar da bulunuyorsa bunlara karşı bir kış ilaçlaması yapılabilir. İlaçlamaların periyodik devamlılığı yeni yumurtadan çıkan larvalar ile mücadelede çok önemlidir.

Yaz mücadelesinde ilaçlamaya karar vermek ve ilaçlama zamanının doğru olarak belirlenmesi için, alandaki kırmızıörümcek yoğunluğunun saptanması gereklidir. Ancak, özellikle doğal düşmanların korunması ve ilaçlama sayısını en aza düşürmek amacıyla, birinci ilaçlama yaprak başına 8-10 akar olduğu yoğunlukta da yapılabilir. Kontrollar ilk ilaçlamadan sonra 15' er gün aralıklarla Ağustos sonuna kadar sürdürülmelidir. Yoğunluk görüldüğü taktirde ilaçlama yapılmalıdır. Kullanılacak preparatlar listede yer almaktadır.

Akarlar

Listede belirtilen ürünler profesyonel üretim yapanlara yönelik malzemelerdir.Bu ürünlerin ambalaj miktarları bu şekildeki büyük ölçek kullanımıma uygun olarak yapılmıştır.Yakın çevrenizde zirai mücadele ilaçları satan yerlerden sorununuz ile ilgili olarak farklı ilaçlar ve öneriler alabilirsiniz.Bu merkezlerde kolaylıkla bulabileceğiniz BASUDİN (insektisit) ve KORUMA V-92 (yağ) zararlılarlar ile yapacağınız tüm mücadelerde size yardımcı olacaktır.

Etkili madde adı ve oranı(%)

Form. tipi

Doz
(Preparat/100 l su)

Güvenli olarak kullanılabilir ilaçlar

Kükürt, 80

W.P.

400 g

Pyridaben, 20

W.P.

50 g (P.ulmi),
75 g(T.urticae)

*Tetradifon,75.2 g/l

E.C.

200 ml

Fenpyroximate, 50 g/l

E.C.

50 ml (P.ulmi)

Bromopropylate, 500 g/l

E.C.

100 ml

Flubenzimine, 50

W.P.

75 g

Fenazaquin, 200 g/ l

S.C.

50 ml(T.viennensis ve P.ulmi)

Hexythiazox,50g/l

E.C.

50 ml (P.ulmi)

Fenbutatinoxide,500g/l

S.C.

30 ml

Clofentezin,500g/l

E.C.

20 ml

Quinomethionate, 25

W.P.

40 g

Azocyclotin, 25

W.P.

100 g

Propargite, 30

W.P.

120 g

Propargite, 588 g/l

E.C.

75 ml (P.ulmi'ye karşı 100ml)

Propargite,790 g/l

W.P.

75 ml

Cyhexatin, 25

W.P.

125 g

Cyhexatin, 632 FL

S.C.

50 ml

Tebufenpyrad, 20

W.P.

30 g (T.viennensis)
37.5 g (P.ulmi)

Chlorfenapyr, 360 g/ l

S.C.

30 ml (T.viennensis)

Halfenprox, 50 g/ l

C.S.

75 ml (P.ulmi)

*Yassı akarlara karşı kullanılmaz

Yaprak bitleri

Etkili madde adı ve oranı(%)

Form. tipi

Doz
(Preparat/100 l su)

Güvenli olarak kullanılabilir ilaçlar

Pirimicarb, 50

W.P.

50 g (A.pomi için 30g)

Kontrollu olarak kullanılabilir ilaçlar

Bromophos, 360 g/l

E.C.

125 ml

Chlorpyrifos-methyl, 235g/l

E.C.

400 ml

Malathion, 190 g/l

E.C.

400ml

Malathion, 650 g/l

E.C.

125 ml

Malathion, 25

W.P.

300 g

Formathion, 336 g/l

E.C.

125 ml

Phosalone,350 g/l

E.C.

200 ml

Phosalone, 30

W.P.

200 g

İmidacloprid, 350 g/l

S.C.

20 ml(A.pomi)

Thau-fluvalinate

E.C.

10 ml

Diazinon, 185 g/l

E.C.

200 ml

Diazinon, 630 g/l

E.C.

75 ml

Beta cyfluthrin, 25g/l

E.C.

30 ml(A.pomi)

Virgül kabuklu biti

Etkili madde adı ve oranı(%)

Form. tipi

Doz
(Preparat/100 l su)

Güvenli olarak kullanılabilir ilaçlar

Petrol yağı, 650g/l+ DNOC,15g/l*

Sıvı

95 l suya 5 l

Yazlık yağlar,700g/l**

Sıvı

1.5 l

Yazlık yağlar, 850g/l**

Sıvı

1.2 l

DNOC Ammonium,615g/l**

E.C.

400 ml

Kontrollu olarak kullanılabilir ilaçlar

Fenthion,525 g/l**

E.C.

150 ml

* Kış ilacı ** Yaz ilacı

San jose kabuklu biti

Etkili madde adı ve oranı(%)

Form. tipi

Doz
(Preparat/100 l su)

Güvenli olarak kullanılabilir ilaçlar

Petrol yağı, 650g/l + DNOC,15g/l*

Sıvı

95 l suya 5 l

Kontrollu olarak kullanılabilir ilaçlar

Quinalphos,250 g/l**

E.C.

125 ml

Unlu bit (Pseudococcidae)

Hızlı yayılan ve inatçı bir zararlıdır. Küçük beyaz bitler çok yavaş hareket ettikleri için genellikle kıpırdarken fark edilmezler. Kümeler halinde, beyaz tepecikler oluştururlar. Ezildiklerinde kırmızı bir sıvı çıkar. Sırtları zırh gibi çizgilidir. Kontrol edilmediği taktirde bazen tüm seradaki bitkilerin kaybına neden olabilecek kadar etkili bir musibettir. Adet olarak çok az olduğu durumda, alkol ya da suda kırılmış bir iki sigara ile mücadele edilebilir. Endişe edilecek gibi bir durum varsa sistemik bir insektisit kullanılmalıdır. Uğur böceği de etkilidir, ama işi şansa bırakmamak açısından insektisit önerilir.Özsuyu emilen bitkilerde form bozuklukları, deformasyon,gelişim gerilemesi ile renk ve doku farklılıkları ortaya çıkar. 

mealybug
mealybug mealybug-eggmass2 mealybug Mealybug

Kabuklu bit (Hemiptera,)

Bitki gövdelerine saldırıp büyümeyi durduran , çabuk yayılan bir zararlı. Bitkiye verdiği ölümcül zarar nedeniyle, isli, duman rengi bir küfe neden olur.Bitki üstünde ıslak ve yapışık bir doku oluşmasına neden olan bu zararlı için güvenli kullanıma uygun yağ gibi koruyucu ürünler öncelikle tercih edilmelidir.Bu ilaçlar sistemli kullanıldığında hem mücadelede kolaylık sağlamaktadır hemde diğer faydalı canlılar üzerinde daha az tahribat yapmaktadır.İlerlemiş ve alana yayılan durumlarda insektisit ilaçlamaya geçilmelidir.

Scale insect
Scale insect scale insect.. scale

Salyangoz/Sülük( Helix aspersa / Arion rufus  )

Yapraklarda delikler ve çevrede parlak ince yol şeklindeki izler salyangozun habercisidir. Epifitik bitkiler zaten rutubetli ortam sevdikleri için genellikle bu saldırıya maruz kalabilirler. Hazır satılmakta olan salyangoz paletleri ya da yine özellikle salyangozlar için üretilmiş kepek ilaçları kullanılabilir. Salyangoz ve sülük için kullanmaya müsait ilaçlar kepek veya ince toz talaş ile karıştırılarak gezinme alanlarına serpilir.

snail.
snail-. snail_ slug.. lug

Yaprak Bitlleri ve Beyaz Sinek

Bitkilerde gelişimin ve büyümenin göstergesi olan taze sürgünler ve yapraklar bu zararlıların sürekli tehtidi ve saldırısı altındadır.Yeni büyüyen sürgünlerde ve koloniler şeklide yerleştikleri alanlarda bitki özsuyunu emerek sürgün ve yaprakların bükülüp eğlmesine daha sonrada  kurumasına neden olurlar.Yapıları itibarı ile savunma ve korunma sistemleri yoktur.En büyük silahları çok ve hızlı bir şekilde üremeleri,gelişmeleridir.Doğal ortamda bir çok predatör böcek için besin kaynağıdır.Ancak bunlarda üreme ve zararlarının hızına yetişemez.Yaprak bitleri tüm bitkilerde (meyve,süs,çiçekli)görülebilir.Beyaz sinek daha çok kavun,karpuz,kabak gibi etli sap ve gövdeye sahip bitkilerde  görülürler.Periyodik olarak tekrarlanan insektisit ilaçlar ile zararları önlenebilir.

Predatör
aphid1 aphid whitefly whitefly

 

SÜS BİTKİLERİ ZARARLILARI

GÜL FİLİZ ARISI (Syrista Parreyssi Spinda)

Tanımı:

Ergin 20 mm. Boyda ve parlak siyah renklidir. Vücudun üst kısmında kirli sarı renkte üçgen biçimli leke vardır.  Kanatlar sarımsı şeffaf ve duman rengindedir. Kanat damarları siyahtır. Larva fildişi renginde ve “S” şeklindedir. Abdomen sonunda kahverengi bir çıkıntısı vardır. Olgun larva 20 mm. uzunluktadır. Yumurtaları parlak saman sarısı oval şekildedir.

Yaşayışı:

Kışı olgun larva halinde gül sürgüsü içinde geçirir. İlkbaharda prepupa olur. Pupa devresi 10-15 gündür. Erginler açtıkları yuvarlak deliklerden bulundukları sürgünleri terk ederler. Mayıs ayı içinde uçuşan erginler bir yıllık gül sürgünleri içine yumurta koyarlar.İçine yumurta konan sürgünlerin uç kısımları derhal aşağı doğru sarkar ve bir iki gün içinde uçtan kurumaya başlar. Yumurtalar genel olarak 6-8 gün içinde açılırlar. Çıkan larvalar sürgün içinde özü yiyerek aşağı doğru inerler. Özü yenmiş sürgün içinde  kışlarlar. Yılda bir kere döl verirler.

Zarar Şekli ve Önemi:

Larvaların bir yıllık sürgünlerin öz kısmında yaşar ve bu sürgünleri tamamen kuruturlar. Yumurta konan sürgün uçları bir iki saat sonra pörsür, aşağıya doğru bükülür ve solmaya başlarlar. Kuruma larvanın aşağı doğru ilerlemesine paralel olarak ilerler. Burdur ve Isparta bölgesi yağ güllerinde önemli bir zararlıdır.

Konukçuları ve Yayılış Alanı:

Konukçusu yağ ve süs gülleridir. Burdur, Isparta, Konya, Adana, Ankara, Afyon ve Diyarbakır’da zararı saptanmıştır.  

Sürveyi:

Mayıs ortasından itibaren özellikle gençleştirme yapılan güllükler günaşırı incelenmelidir. Güllüklerden rasgele alınan en az 100  sürgünde zarar araştırılmalı ve % 5 zarar görmüş sürgün saptanan güllüklerde ilaçlı mücadele yapılmalıdır.

Mücadele:

Kültürel Mücadele  Güllüklerde kış temizliği yapılırken zararlının içinde kışladığı özü yenmiş kuru gül dalları özün bulunduğu kısımdan kesilerek hemen yakılmalıdır. Zararlı sürgün içinde yaşadığından kimyasal mücadele gereklidir.

Kimyasal mücadele zamanı gençleştirme yapılmış güllüklerde % 5 zarar saptandığı zamandır. ( Mayıs sonu Haziran ortası)

 

Etkili Madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat) 100 lt suya

Azinphos-Methyl 25

W.P.  

200 gr.

Azinphos-Methyl 40

E.C.

100 cc.

Methyl-Parathion 35

E.C.

100 cc.

Dimethoate 20

E.C.   

200 cc

                                                            

İlaçlama Tekniği:

İlaçlama pülverizatör ile yapılmalıdır. Ergin çıkışı dikkate alınarak 1. ilaçlamadan 15-20 gün sonra 2. ilaçlama yapılmalıdır. Güllüklerin her tarafının özellikle sürgün uçlarının iyice ilaçlanmasına dikkat edilmelidir.

İlaçlama günün serin saatlerinde yapılmalıdır.

Gül Filiz Burgusu ( Ardis brunniventris)

Tanımı:

Ergin 5-6 mm boyunda siyah görünüşlü bir arıdır. Larva krem rengi olup 10-12 mm. boyundadır. Yumurtaları uzunca,  elips şeklinde ve beyazdır.

Yaşayışı:

Erginler Mart sonu - Nisan başı uçuşmaya başlarlar. Yumurtadan 6-8 gün sonra çıkan larvalar sürgün ucundan içeriye girer ve sürgünün öz kısmını yemeye başlarlar. Mayıs’ın ilk yarısında olgunluğa erişen larva sürgün ucuna yakın yuvarlak bir delik açıp kendisini toprağa atar ve kışı geçirir. Erken ilkbaharda pupa olurlar. Yılda bir kez döl verirler.

Zarar Şekli ve Önemi:

Larvaları gül filizlerinin içinde yaşar.Sürgünlerin ucundan itibaren 3-15 cm kadar uzunlukta galeri açarak zarar verilir. Zarar gören sürgünlerin gelişmesi durur, aşağı doğru sarkar ve zamanla kurur.  

Konukçuları ve Yayılış Alanı:

Yağ ve süs gülleridir. Yağ gülü yetiştirilen Burdur ve Isparta’da  saptanmıştır.

Sürvey:

Mart ayının 2. haftasından itibaren 1 ay süre ile günaşırı yeni kurulan güllükler ve gençleştirme yapılan güllüklerin ilk yıl sürgünleri kontrol edilmeli ve 1-10 da Güllükte en az 100 adet sürgünde zarar yoğunluğu saptanmalıdır. Yani % 5 zararı saptanan güllüklerde ilaçlı mücadeleye geçilmelidir.

Mücadele:

Kültürel önlemler “Kış vurgunu” olarak adlandırılan zarar görmüş kuru dallar özün bulunduğu kısımdan kesilip yakmaktır.

Kimyasal mücadele zamanı bölge koşullarına göre değişme gösterilebilir. Genellikle erginlerin ve ilk larva arazının görüldüğü Mart sonu Nisan ortasıdır.

Kullanılacak İlaçlar ve Dozları:

Etkili Madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (Prepareat)

100 litre Suya)

Methyl - Parathion 35

E.C.   

100 cc

Methomyl 25 

W.P.

200 gr.

Dimethoate 20

E.C.

200 cc

Dimethoate  40

E.C.   

100 cc

                                                            

İlaçlama:

Ergin çıkışı dikkate alınarak 1. ilaçlamadan 15 gün sonra 2. ilaçlama yapılmalıdır. Güllüklerin her tarafının özellikle sürgün uçlarının iyice ilaçlanmasına dikkat edilmelidir. Sıcaklığın yüksek olduğu zamanlarda ilaçlama yapılmamalıdır. Kullanılan ilaçların fitotoksitesi gözlenmelidir. Arılara, balıklara ve kuşlara zararlı olmamalarına, ayrıca su ve gıda maddelerine bulaştırılmamalarına dikkat edilmelidir.

Solucanlar  

Toprak içerisinde hareketleri sırasında toprak kabarmasına ve özellikle fide köklerinin açıkta kalarak kurumasına neden olurlar.        

Mücadelesi:

Fide yastıkları hazırlanmasında temiz toprak kullanılmalı, yoğun populasyonda ise endosulfan etkili madde ile toprak ilaçlanmalı.

Salyangoz ve Sümüklü Böcekler

Sert kitinimsi dilleri ile yaprakları törpüleyerek salyangozlar zararlı olurken, sümüklü böcekler ise hareketlerine yardımcı olan sümüksü maddenin kuruması ve sertleşmesi lekeler meydana getirerek zararlı olurlar. Özellikle bu görünüm süs bitkileri açısında istenmeyen bir durumdur.

Mücadelesi:

Toprak işleme bu zararlıların yumurtalarını yok edeceğinde savaşımda etkili olur. Gece ve kapalı havalarda etkili olan bu zararlıların toplanıp imha edilmesi de savaşımda etkili olmaktadır.  İlaçlı mücadelede ise Metaldehit yada Methicarb etkili maddeler ile hazırlanacak zehirli yemler ile mücadele yapılır.

Bahçe Kırkayaklıları

Vücut silindirik, segmentli ve 12 çift bacaklıdır. Nemli hafif topraklarda ve tarla artıklarında yaşamlarını sürdürürler. Özellikle fide yataklarında ve sera koşullarında zararlıdırlar. Serada en çok aslanağzında zararlıdır. Soğanlı süs bitkilerinde zarar meydana getirirler.

Mücadelesi:

Toprağın işlenerek havalandırılması zararlı populasyonunu azaltır. Temas etkili bir insektisit ile toprak ilaçlaması özellikle soğanlı süs bitkilerinde önem taşır.

Beyazsinek

Ergin vücudu sarı renkli olup, beyaz renkli ve tek damarlı iki çift kanada sahiptir. Süs bitkilerin yaprak öz suyunu emerek zarar meydana getirir. Bitkide aldıkları sudan bulunan tatlı maddenin tümünü kullanamazlar, fazlasını dışarı salarlar ve üzerinde saprofit mantarlar gelişerek “Karaballığa” neden olurlar. Yılda 4-12 arasında döl verir. İç ve dış mekan süs bitkilerinde sık görülen bir zararlıdır.

Mücadelesi:

Temiz üretim materyali kullanılmalı. Bitkinin yetiştirileceği alan yabancı otlardan temizlenmeli ve bitki artıklarından arındırılmalıdır.

Yaprak Bitleri:

Süs bitkilerin yaprak, gövde ve sürgünlerinde bulunurlar. Özellikle yeni sürgün ve yaprak altlarında toplu halde bulunurlar. Kanatlı ve kanatsı formda bulunabilirler. Beslendikleri bitkiye göre sarımsı yeşil, yeşil vb. gibi renklerde bulunabilirler. Süs bitkilerinde sık görülen bu zararlılar beslenmeleri sırasında gerek salgıladıkları zehirli ve uyarıcı bileşikler ile  gerekse bitki öz suyunu  emerek sararmalarına ve kurumalarına neden olurlar. Süs bitkilerinde yaprak deformasyonlar meydana getirerek pazar değerlerini düşürürler.

Mücadelesi:      

Süs bitkileri yetiştirilen sahaların temiz tutulmasına, otsuz olmasına ve süs bitkileri arasına başka bitkilerin dikilmemesine dikkat edilmelidir.

Haftada iki kez olmak üzere tesadüfen seçilen 100 yaprak veya sürgün kontrol edilir. Süs bitkisi türüne göre değişmekle birlikte bir yaprak veya sürgünde 10-25 adet yaprakbiti saptandığında ilaçlı mücadeleye geçilir.

Kırmızı Örümcek            

Süs bitkilerin yaprak altlarında ördükleri ağlar arasında yavruları ve yumurtaları ile birlikte bulunurlar. Çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Süs bitkilerinde sık görülen bu zararlılar da beslenmeleri sırasında bitki öz suyunu emerek sararmalarına, kurumalarına ve yaprakta emgi yerlerinde lekelenmelere neden olurlar. Süs bitkilerinde yaprak ağ ve kirlilik meydana getirerek pazar değerlerini düşürürler

Resim 4. Örümcekler

Mücadelesi:           

Kimyasal mücadele önemlidir. Yaprakların her birinde ortalama 2-5 canlı birey görüldüğü an ilaçlı mücadele yapılmalıdır.

Tripsler          

Kirpik kanatlı olarak bilinen  bu zararlılar süs bitki yapraklarında beslenmeleri sonucu renk açılmalarına ve lekelere neden olarak zarar yaparlar.

Mücadelesi:  

Yoğun populasyonda mutlaka kimyasal mücadele yapılmalıdır.

Resim 5. Gülde yaprak biti

Kabuklu Bit ve Koşniller            

Vücudun üzerinde, bireyin kendisinin meydana getirdiği kabukla kaplı olması nedeni ile bu zararlılara kabuklu bit veya kabarık şişkin kabuklu ise koşnil adı verilmektedir. Bu zararlılar da iç ve dış mekan süs bitkilerinde bulunur ve bitkilerin öz suyunu emerek zayıf düşmelerine ve hatta kurumalarına neden olabilirler.

Mücadelesi:

Temiz bulaşık olmayan materyalle üretim yapmak çok önemlidir. Ancak yoğun bulaşmalarda  ilaçlı mücadele yapmak zaruridir.

7.3. SÜS BİTKİLERİNDE ZARAR YAPAN NEMATODLAR

Nematodlar iğneleri vasıtasıyla sokup, bitki özsuyunu emerek zarar yaparlar. Köklerde ur, saçak ve küt kök oluşumuna neden olurlar. Bitki besin ve su alamaz. Ağır bulaşık bitkiler ölürler.

Mücadelesinde, iç ve dış karantina önlemleri, bitki münavebesi, sıcak su uygulaması gibi yöntemler ile nematositlerle boş alan ilaçlamaları ve son yıllarda geliştirilen sistematik nematositler kullanılır. Son yıllarda biyolojik mücadele çalışmaları artmış olup, özellikle bitki paraziti nematodlara karşı yeni biyolojik preparatlar geliştirilmeye başlanmıştır.

Fidanlıklar:

Soğan-sak nematodu (Ditylencus dipsaci), Çilek nematodu (Aphelenchoides fragaria), Krizantem nematodu (A. ritzemabosi), Çayır nematodları (Pratylenchus spp.), Böbrek nematodları (Rotylenchulus spp.),Bodurlaştıran nematodlar (Tylenchorhyneluıs spp),

Soğanla üretilen çiçekler:

Soğan-sak nematodu (Ditylencus dipsaci), Çilek nematodu (Aphelenchoides fragaria), Krizantem nematodu (A. ritzemabosi), Çayır nematodları (Pratylenchus spp.), küt-kök nematodları (Trichodonus spp.), Kamalı nematodlar (Xiphinema spp.).

Çalılar:

Soğan-sak nematodu (Ditylencus dipsaci), Çilek nematodu (Aphelenchoides fragaria), Krizantem nematodu (A. ritzemabosi), Kök-ur nematodları (Meloidogyne spp.), Böbrek nematodları (Rotylenchulus spp.), Bodurlaştıran nematodlar (Tylenchorhynchus spp),

Süs Bitkileri Zararlısı Böcekler ile Mücadele

1. GİRİŞ


Bitkilerin görünüşünden, zayıf büyümesinden bazı problemlerin olduğunun farkına varır, ancak problemin sebebini belirlemek zordur. Birçok Böcek ve benzeri eklembacaklılar hayatlarını devam ettirebilmek ve çoğalmak için bitkilerle beslenmek zorundadır.


2. BÖCEKLERİN ZARAR BELİRTİLERİ


Zararlıların çoğu, bitkilerin üzerinde zararlı türünü belirleyecek görünür etkilere sebep olurlar. Bitkinin belirlenmesi ve zarar belirtilerinin tanınması teşhis işleminde önemli birinci adımdır. Böceklerin meydana getirdiği zararlar ile beslenme sırasındaki dışkıları gibi belirtiler beş grupta toplanabilir:


2.1. Yaprak ve çiçekleri yiyerek zarar verilmesi


Yaprak ve çiçeklerde yenik izleri; böceklerin çiğneyici ağız parçalarına sahip olan bir böceğin mevcudiyetini gösterir. Bu şekilde zarar yapan zararlılar, Lepidopter larvaları, bazı Hymenoptera larvaları, Coleoptera erginleri ve çekirgelerdir.


2.2. Yapraklarda nokta ve benekler, sararma, beyazlaşma, bronzlaşmaya sebep olunması


Sokucu emici ağız parçalarına sahip olan böcek ve akarların beslenme faaliyetleriyle oluşur. Bu belirtiler sokucu emici ağız parçalarının yaprağa sokulması, bitki özsuyunun emilmesi sonucu o bölümdeki klorofilin tahrip olması sebebiyle noktalar, benekler oluşur. Çok miktarda tasallut olduğunda bu noktalar birleşir, yapraklar kısmen veya tamamen beyazlaşma, sararma, bronzlaşma veya gümüş rengini alır. Bu zarara sebep olan zararlılar; Cicadinea alt takımı (Köpüklü ağustos böcekleri), Mridae(Bitki tahta kuruları), Tingitidae (Ağ kanatlı tahtakuruları), Aphidler, Pseudococcidae (Unlu bitler), Psyllidae (Yaprak piresi), akar türleridir.


2.3. Bitki Parçalarında Şekil Bozukluğu


Şekil bozukluğu, yapraklarda kıvrılma, büyüme noktalarında yamukluk, yapraklarda, tomurcuklarda, gövde ve sürgünlerde çeşitli şekillerdeki galler olarak ortaya çıkar. Çoğunlukla zararlı zarar görmüş kısmın yüzeyinde görülmeyebilir. Bu şekil bozukluklarına sebebiyet verenler; aphidler, thripsler, gal arıları, lepidopter larvaları, akarlar (Eriophidae)’dır.


2.4. Bitki organlarında kuruma

Yaprak, dal, sürgün kurumaları bu kategorideki zararlardır. Çok zaman bitkinin tamamen kuruması ile sonuçlanabilir. Yapraklı ağaçların vejetasyon mevsimi içinde kuruyan sürgün ve dallardaki kurumuş yapraklar, ağaç yapraksız kaldığı mevsimde de dökülmez, bir süre asılı kalır. Aynı durum kısmen iğne yapraklı ağaçlar içinde geçerlidir. Bu zararlara; koşniller, kabuk ve kambiyumda zarar yapan Coleopter ve Lepidopter larvaları, gal arıları sebep olurlar.


2.5. Böcek dışkılarının mevcudiyeti

Bazı böcek ürünleri bitkideki zararın ötesinde böceklerin varlığının belirtileridir. Bu ürünlerin çoğu böcek aktivitesini bitirdikten sonra da uzun zaman orada kalır.

En çok görülen ürünler ve oluşturan zararlılar;
  • Tatlı sıvı (şekerli sıvının üzerinde ekseriya siyah küf gelişir)- Aphid, bazı koşniller, unlubit, psilidler, beyaz sinekler.
  • Siyah dışkı lekeleri (Damlalar)- thripsler, ağ kanatlılar-(Lepidopter larvaları daha büyük dışkı parçaları çıkarırlar).
  • İpeksi ipliklerden örtü ve keseler oluşturulması; Çadır tırtılları, kese tırtılları, yaprak bükücüler, bazı akarlar.
  • Köpüksü sıvı salgılayanlar; Cicadinea alt takımına mensup böcekler.
  • Deri değiştirme sebebiyle terkedilen vucut derileri; Aphidler, Cicadinea, Tingitidae (Ağ kanatlı tahtakuruları).
  • Pamukumsu, veya mumsu maddeler; unlu bitler, bazı koşniller ve bazı aphidler.
  • Odun talaşı, odun parçacıkları, reçine benzeri akıntılar, delikler; odun zararlısı bazı Coleopter ve Lepidopter’ler, kabuk böcekleri (Scolytidae), bazı sürgün zararlısı Lepidopterler.
3. ZARARLILARIN VE DOĞAL DÜŞMANLARININ İZLENMESİ VE ÖRNEKLENMESİ

Ağaç ve çalılardaki böceklerin örneklenmesi ve miktarının hesaplanmasında çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemlerin çoğu önce tarım ürünlerinde kullanılmak için geliştirilmiştir, fakat birkaçı çevre düzenlemesinde kullanılan süs bitkileri ile ilgili araştırma sonucudur. Örnekleme veya izlemenin amacı; zararlının mevcudiyetinin, zararlının ve doğal düşmanlarının miktarının, etkinliğinin meydana çıkarılması, düzenli periyodik örneklemelerle böceklerin populasyon düzeylerinin takip edilmesidir. İzlemenin amacı; zararlı populasyonunun ne zaman mücadele gerektirdiğinin kararının verilmesidir.

Bütün örnekleme yöntemleri belli özellikleri paylaşırlar:
  • Yapraklar, terminal sürgün, çırpma veya dakika gibi genel örnekleme birimi kullanılır.
  • Seçilen birim gözlenen zararlı populasyonunun beslenme alışkanlığı ile uyumlu olmalıdır. Örneğin sürgünde zarar yapan bir koşnil yapraklarda örneklenmez veya yaşlı yapraklarda görülen bir aphid için sayım ünitesi olarak taze yapraklar alınmamalıdır.
  • Alınan örnek sayısı yeterli olmalıdır. Yeterlilik ne olduğu duruma, zamana, malzeme imkanlarına göre belirlenir. Zararlıların bir ağaç veya çalı üzerindeki dağılımı nadiren tekdüzedir. Benzer bir şekilde aynı tür bir grup ağacın her biri aynı derecede böcek zararına konu olmaz. Genel olarak, her bir mesafedeki her bitkiden alınan örnek sayısı, örnekleme periyodunun tamamı, ve bitki örnekleri grubunun tamamı için sabit tutulur.
  • Örnekleme yöntemi standardize edilmelidir. Bütün örneklemeleri aynı şahıs yapmalıdır. İki veya daha fazla kişi ile yapılırsa, öncelikle örnekleme metotları ve sonuçlarının aynı olduğunu belirledikten sonra yapılmalıdır.
  • Böcek sayımı ile ilgili yazılı kayıtlar tarih, yer, örnekleyen kişi, kullanılan yöntem hakkında kısa bilgi ile birlikte tutulur.
  • Bazı böcekler ve akarlar çok küçük olduğundan zararlıların ve onların doğal düşmanlarının izleme ve örneklemesinde büyüteç (10X) kullanılmalıdır.

3.1. Örnekleme Metotları

3.1.1. Bitki parçalarında böcek sayımı

Bitkiden alınan herbir örnekteki mevcut böcekler çıplak gözle veya büyüteç altında sayılırlar. Herbir bitkiden alınan örnek sayısı 5 ila 25 arasında değişir.
Bitki parçalarında böcek sayımı aphid, koşnil, akarlar gibi örnek üzerinde kısmen hareketsiz zararlılar için etkilidir.


3.1.2. Belli Zaman Aralığında Sayım

Örnekleme işleminden sorumlu kişi, bir veya iki dakika bitkiyi bakarak gördüğü böcekleri sayar.Bitki büyükse inceleme birkaç defa aynı bitkinin farklı kısımlarında tekrarlanır. Bu işlem yapraklarda zararlı lepidopter larvaları, yaprak zararlısı bazı Coleopter larva ve erginleri gibi büyük böcekler ile gövde ve dallardaki yumurta kümeleri için faydalıdır. Bitki zarar görmez, sayılan böcekler daha sonraki sayım içinde değerlendirilir. Bu işlem için alarmlı saat veya zaman tutan ikinci bir kişi gereklidir.


3.1.3. Dallara Vurularak Düşen Örneklerin Toplanması

Dal veya yaprakların altına standart bir ölçüde tepsi veya örtü konur, bir ağaç parçası veya el ile yapraklara standart sayıda (3-5 kere) sertçe vurulur ve düşen böcekler sayılır. Bu işlem bitkinin çevresinde birkaç kere tekrarlanır. Tepsi veya örtü düşen böceklerin rahatça görülebilmesi için beyaz renkli olmalıdır.


3.1.4. Böcek dışkı parçacıkları toplama

Yaprak zararlısı lepidoptera larvaları kısmen büyük, koyu renkli, sert tanecikler halinde dışkı çıkarırlar. Bu yere düşen dışkı parçacıkların büyük çoğunluğu yere düşer. Ağacın altına konulan 3-5 adet toplama kabında birken parçacıklar sayılarak böceğin populasyon miktarı tahmin edilebilir. Parçacıkların boyutu, larvaların genç veya olgun gibi gelişim durumunun göstergesidir. Toplama kapları genellikle herbir hafta için 24 saat süreyle bırakılır. Yağmur gibi kabın ıslanma ihtimali olduğunda kullanılmamalıdır. Ayrıca kese veya örtü içinde yiyim yapan türler için faydalı değildir.


3.1.5. Feromon Tuzaklarıyla Örnekleme

Zararlı böcek türlerinin varlığının, yoğunluğunun belirlenmesi ile uygun mücadele zamanının tespitinde tuzak ve Feromonlar yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bunun için kullanılacak çekici madde kadar tuzağın şekli de önemlidir. Hedef böcek türüne uygun olacak tuzak tipleri (yapışkan yüzeyli, su yüzeyli, delta tipi, kelebek tipi, funnel tipi vs.) geliştirilmiştir.


3.2. Doğal Düşmanlarının İzlenmesi ve Örneklenmesi

Zararlıların örneklemesi yapılırken aynı kişi zararlılar üzerinde beslenerek yaşayan doğal düşmanları da arayıp örneklemelidir;
Bazı Cicindalidae, Carabidae, Histeridae, Coccinellidae, Cleridae türleri, Bazı Formicidae, Chamaemyiidae, Hemerobiidae, Rabhiidae türleri gibi böcekleri parçalayıp yiyerek beslenen böcekler.

Aphidler ve Lepidopter yumurta, larva ve pupalarında parazit canlı varlığı veya yumurta, pupa ve koşnillerde parazit çıkış deliği varlığı,
Siyahlaşmış, ölü Lepidopter larvaları gibi hastalık belirtileri, mantar enfeksiyonları sebebiyle rengi değişmiş Aphidler.


Biyolojik mücadelenin etkisi her bir örnekleme birimindeki doğal düşmanların miktarı sayılarak, sonra sağlıklı olanlarla etkilenmiş zararlıların oranı hesaplanarak tahmin edilebilir. Biyolojik mücadelenin etkileri görülüyorsa, insektisit uygulamaları ertelenir. Bir hafta içinde hem zararlı hemde doğal düşman için örnekleme yapılır. Eğer doğal düşman populasyonu zararlı populasyonundan daha hızlı artıyorsa, ilaç kullanılmaması düşünülür. Eğer doğal düşmanlar hala aktif fakat, oran zararlı lehine artıyorsa, zararlı sayısı ve zarar görmüş bitkiler kabul edilemez seviyeye yaklaştığında aşağıdaki tedbirler alınarak böcek ilacı uygulanır;

Eğer mümkünse doğal düşmanları koruyan seçici madde kullanılmalı ( Lepidopter larvaları için Basillus thuringiensis) veya, doğal düşmanlar için en az zararlı maddeler ( sistemik insektisitler, insektisit etkili yağ ve sabunlar gibi) kullanılmalıdır.

Eğer seçici ve az zararlı madde kullanımı mümkün değilse, sadece üzerinde zararlı mevcut olan bitkiler ilaçlanmalı, diğer bitkiler doğal düşman kaynağı olarak bırakılmalıdır.


Şekerli sıvı üreten aphid ve bazı koşniller, onlarda yiyecek kaynağı olarak faydalanan karıncalar tarafından korunmakta, bu yüzden parazit ve predatör etkinliği azalmaktadır. Karıncaların varlığı emici aphid ve koşnillerin bitkiye saldırısını kolaylaştırmaktadır, bu durumda karıncalara karşı ağacın kök boğazı kısmında ilaçlama yapılabilir. Ayrıca gövdeden tırmanarak yapraklarda zarar yapan bazı türler için ağaç gövdesine yapışkan bant kullanılabilir.


4. ZARAR YAPAN BAZI ÖNEMLİ BÖCEKLER


Yapraklarda Zarar Yapan Böcekler

Thaumetooea pityocampa (Schiff.) (Lepidoptera- Thaumetopoeidae), Hyphantria cunea (Drury) (Arctiidae), Lymantria dispar (L.), Euproctis chrysorrhoea (L.) (Lymantriidae), Diprion pini (L.) (Hymenoptera- Diprionidae) , Chrysomela populi L.(Coleoptera- Chrysomelidae), Phylodecta vitellinae (L.), Agelestica alni (L.),


Tomurcuk, Sürgün ve İnce Dallarda Zarar Yapan Böcekler

Rhyaciona buoliana (Den. And Schiff.) (Lepidoptera- Tortricidae), Gypsonoma dealbana (Fröl.), Helicomyia salicis (Schr.) (Diptera- Cecidomydidae), Eriophyes triradiarus Nal. (Acarina- Eriophidae), Eriophyes fraxinivorus Nal.


Özsu Emen Böcekler

Cinara cedri Mimeur (Homoptera- Lachnidae), Aphis craccivora koch.(Aphididae), Aphis fabae Scop. (Aphididae), Pineus pini (Macquart) (Adelgidae), Chionaspis salicis (L.) (Diaspididae) , Lephidosaphes ulmi (L.), Leucaspis pusilla Löw, Pericerya puchasi (Mask) (Monophlebidae)


Kabuk ve Kambiyum Zararlısı Böcekler

Scolytus scolytus (Fabr.) (Coleoptera- Scolytidae), Scolytus multisriatus (Marsh.), Hylesinus crenatus Fabr., Blastophagus piniperda (L.), Blastophagus minor (Htg.), Phloeosinus aubei (Perris), Ips sexdentatus (Boerner), Ips acuminatus (Gyll.), Orthotomicus erosus (Woll.), Doryctria splendidella H.S. (Lepidoptera- Pyralidae), Agrilus viridis (L.) (Coleoptera- Buprestidae), Chrysobothris affinis (Fabr.), Pissodes notatus (Fabr.) (Curculinoidae).


Odunda Zarar Yapan Böcekler


Buprestis cupressi Germar Coleoptera- Buprestidae), Aromia moschata (L.) (Cerambycidae), Cryptorrhychus lapathi (L.) (Cuculionidae), Cossus cossus (L.)( Lepidoptera-Cossidae).


Köklerde Zarar Yapan Böcekler


Gryllotalpa, gryllotalpa (L.) (Orthoptera- Gryllotalpidae), Melolontha melolontha (L.) (Coleoptera-Scarabaeidae), Polphylla fullo (L.), Hylobius abietis (L.) (Curculionidae).

5. MÜCADELE METOTLARI

Süs bitkilerini etkileyen zararlılara karşı mücadelede Biyolojik, kültürel, mekanik ve ilaç uygulaması yöntemleri kullanılır.


5.1. Biyolojik Mücadele

Her böcek ve akarın zararlı populasyonlarını azaltmaya hizmet eden doğal düşmanları(predatör ve parazitler) mevcuttur. Peyzaj bitkileri zararlılarının doğal düşmanlarını çoğu, doğal türlerdir, fakat bazıları yabancı ülkelerden getirilip biyolojik mücadele amacıyla bitkilerin bulunduğu çevreye bırakılırlar. O halde biyolojik mücadele zararlıları baskı altına almak için parazit ve predatör kullanılmasıdır.
Farklı ortamdan parazit ve predatör getirilmesi oldukça zor ve zaman isteyen bir süreç olduğundan çalışmalarda yerli türlerin bulunduğu yerde korunması önem kazanmaktadır.

Bu işler için;
Zararlıların önemli doğal düşmanlarını belirlemek,
Fissziksel ve kültürel tedbirlerle zararlı sayısını kabul edilebilir seviyeye indirildiğinde ilaç kullanımından kaçınmak,
Parazit ve predatörlere en az zarar veren ilaçların kullanılması.


5.2. Kültürel Mücadele


Bitkiyi kuvvetlendirmek, seyrekleştirmek, uygun budama, dayanıklı tür ve kültürlerin seçimi gibi işlemleri içeren bitki gelişmesi ile ilişkili işlemler zararlı etkisini önleme ve azaltmada faydalıdır.


5.2.1. Bitkilerin Aralık Mesafesinin Artırılması

Kuru ve kurumaya yüz tutmuş bitkilerin çıkarılması bazı yumuşak kabuklu koşnillerin için uygun olmayan bir fiziki çevre meydana getirir. Örneğin; Yapılan gözlemlerde, Zakkum bitkisinin sık dikimlerde iç kısımlara kadar daha fazla hava akımı ve güneş ışığı girmesi sağalandığında , siyah koşnil populasyonunun azaldığı görülmüştür. Koşnilin azalması kısmen doğal düşmanlarının etkinliğinin artmasıyla bağlantılıdır.


5.2.2. Bitkinin Kuvvetli Olması


İbreli ağaçlarda kabuk böcekleri baskı altındaki ağaçlara, kuraklık, kök hastalıkları, inşaat çalışmalarında köklere zarar verilmesi, kök civarındaki toprağın kompaklaşması, hava kirliliği, zayıf yetişme muhiti, aşırı yaşlanma gibi sebeplerle zayıflamış bitkiler arız olurlar. Yapraklı ağaçlarda zarar yapan bazı kabuk böcekleri, benzer bir şekilde tercihen zayıflamış ağaçları tercih ederler. Birçok Odun zararlıları (buprestid ve Cerabycid) tercihen zayıf ağaçlar üzerinde zararlı olurlar. Bu odun zararlısının arız olduğu ağaçlardaki zararlılar ile mücadele çok zordur, bu sebeple zararlının gelişine engel olmak için kültürel tedbirler uygulanarak bitkilerin kuvvetlendirilmesi zararlı gelişini engellemektedir.


5.2.3. Budama

Yılın uygun zamanında ağaçları düzgün bir şekilde budanması bazı delici böceklerin saldırısını azaltır. İbreliler özellikle, gövdeleri yaralandıktan sonra bazı odun ve kabuk böceklerinin saldırısına hassas hale gelir.

Uygun şekilde budama, kök ve gövde arasındaki dengenin bozulmasına sebep olacak tepe düzeltmeleri ve su sürgünleri vermesini sağlayacak aşırı budamadan kaçınılmalıdır. İbreliler aşırı budamanın arkasından gelen kabuk böceği tasallutu kurumalara sebep olur.


Bazı delici böcekler için kış sonu, ilkbahar ve yaz periyodundaki budama (Gövdede açık yaralar) yapılması, sonbahar ve kış başlangıcında yapılana nazaran daha fazla tasallut ile sonuçlanır. Ergin delici böcekler sonbahar ve kış aylarında faal değildir, bu zamanda budama yapılması böceklerin aktif olacağı zamana kadar yaraların kapanması için gerekli zamanı sağlamış olur. Yaraların macun ile kapatılması tasallutu engellemekle birlikte, budamanın uygun zaman ve şekilde yapılması daha uygundur.


5.2.4. Dayanıklı Bitki Kullanımı

Zararlılar bitkilerin tür ve kültürlerinin hepsine eşit şekilde saldırmaz. Bu yüzden zararlılara en az hassas türlerin seçiminde, büyüklük, şekil ve renk gibi temel gerekler karşılandığı sürece, zararlılara karşı ilaç kullanım ihtiyacı azalır veya kalmaz. Dayanıklılık terimi bağışıklılık anlamına gelmez. Dayanıklı bitkinin üstünde az miktarda zararlı mevcuttur fakat, bu seviyedeki zarar önemsizdir. Dayanıklı bitki kullanımındaki büyük yararlara karşın, bu kültürel işlem aşağıdaki eksik ve sınırlandırmaları vardır.

Önemli bir zararlı böceğe dayanıklı bir bitki, ciddi bitki hastalıklarına veya diğer problemlere karşı hassas olabilir.

Çevre düzenlemesi halihazırda yapılmışsa, zararlılara dayanıklı bitkiler, yeni bitki ihtiyacı olana kadar kullanılamazlar.

Bugün önemli bir zararlıya mukavim olan bitki, bir zaman sonra sahaya yeni giren yeni zararlıya muhtemelen dayanıklı olmayabilir.
Ergeç bazı zararlı böcekler mukavim bitkiye adapte olma kabiliyeti gösterebilir. Bu zararlının yeni soyu biyotip olarak adlandırılır.
Az kullanılan bir bitki, zararlılara karşı dayanıklı olarak bulunduğu için yaygınlaştırılırsa, Artan sayıda böceğin bu bitkide zararlı olması şansı büyüktür.


5.3. Mekanik Mücadele

Bazı durumlarda bir zararlı tasallutu mekanik yöntemle mücadele edilebilir ve önlenebilir.

5.3.1. Budama

Lepidopter larva kolonilerinin olduğu dalların uçlarını kesilmesi, Yeni yumurtadan çıkmış toplu halde beslenen larvaların olduğu dal uçlarının kesilmesi en iyi çözümdür. Kese yapan larva zararlarında, larvalar keseden uzak yapraklarda beslenirler, fakat akşama doğru keseye döner ve soğuk günlerde kesede kalırlar Bu yüzden larva bulunan keseler, larvaların kese içinde oldukları zamanda kesilerek imha edilmelidir.


Ülkemizde en önemi zararlılardan Çam keseböceği gece beslenir, gündüz kesede kalır. Zarar zamanı Ekim-Nisan arası yani Sonbahar, Kış, İlkbahar dönemlerini kaplar. Normal şartlarda meşcere kenarlarında yoğunlaşır. Kese toplama mücadelede en önemli unsurlardan birisidir.


Bazı kese oluşturmayan Lepidopter larvaları, genç dönemlerinde bir yumurta kümesinden çıkanların tamamı toplu halde aynı yaprakta beslenir. Böyle durumda bir yaprak koparılması bile bir koloninin tamamen yok olmasını sağlayabilir. Budama ile mücadelede epidemi hali ve ağaçların çok büyük oluşu sınırlayıcı faktörlerdir.


5.3.2. Bazı Kabuk ve Odun Zararlısı böceklerin tasallutunun azaltıcı Faaliyetler

Çeşitli kabuk böcekleri ibrelilerin sıkıntıdaki ağaçlarda ve kuru veya yeni kuruyan odunlarında ürerler. İbreli ormanlarda böyle odunların uzaklaştırılması yaşayan ağaçlarda olabilecek tasallutları azaltır. Bu işlem epidemi olsun olmasın, potansiyel üreme kaynağı odunlar görüldüğünde yapılır. Karaağaç hastalığı taşıyıcısı, küçük karaağaç kabuk böceği (Scolytus multistriatus) ve (Shothole borer) benzer şekilde yeni kurumuş ve kurumakta olan Karaağaç ve Prunus sp. gibi ağaçlarda çoğalırlar. Böceğe hassas sağlıklı ağaçların korunması için bu üremeye elverişli materyalin uzaklaştırılması tavsiye edilmektedir.

Kuruyan ve kurumakta olan ağaçların yakılması, yonga şeklinde parçalanması, 40-50 cm derinliğinde gömülmesi veya alandan en az 500-600 m kadar uzaklaştırılması, etkili olmaktadır.

Zor olmakla birlikte, yeni kesilmiş ağaçların hemen kabuklarının soyulması, ağacı uygun üreme yeri olmaktan çıkararak, odunu kullanım için emniyetli şekilde bekletilmesine imkan sağlar. Soyulmuş kabuklar böcekler için uygun konukçu olmadığından sahadan uzaklaştırılmasına gerek yoktur.


5.4. Kimyasal Mücadele (İlaçlı Mücadele)

Ciddi bir zararlı afeti ile karşılaşıldığında genellikle ilaçlı mücadeleden başka çözüm yolu kalmamaktadır. İlaçlı mücadele çoğunlukla gövde ve yapraklara püskürtme şeklinde olmakla birlikte, toprağa sulama gibi verilmesi ve gövdeye enjekte edilmesi yöntemleri de kullanılmaktadır.


5.4.1. Püskürtme şeklinde tatbik metotları

Püskürtme hidrolik pulvarizatör veya sisleme makineleriyle uygulanabilir. Hidrolik pülverizatörde ilaç suyla karıştırılarak yüksek basınç altında püskürtme borusu ve ucundaki meme vasıtasıyla hedef ağaca püskürtülür. Sislemede yüksek konsantrasyonda ilaç ve hava akımı kullanılır. İlacın 10-20 mikron gibi çok küçük zerreciklerden meydana gelmiş sis bulutu oluşturması, birkaç saat atmosferde kalarak bitkinin bütün organlarına nüfüs etmesi sağlanır. Uygulama için geniş sahada ve rüzgarsız havalarda yapılmalıdır.


5.4.2. Sistemik İlaçlar


Sistemik ilaçlar bitkilerin köküne yapraklarına, kabuğuna veya iletim sistemine injekte edildiğinde, Emilir, yukarı doğru taşınarak öncelikle yapraklarda beslenen böcekleri öldürür. Püskürtülerek uygulandığında hem temas zehiri hemde yaprağın bünyesine geçerek mide zehiri olarak böcekleri öldürür (Acephate, Dimethoate). Sistemik ilaçların avantajlerı, uzun süreli etki, uygulandığında mevcut olmayan yeni oluşan yaprakların korunması, püskürterek ilacın nüfus edemeyeceği tomurcuk, sürgün gibi bitki organlarının korunması, faydalı böceklere zararın azaltılmasıdır.


Sistemik ilaçlar bitki üzerinde yaşayan bütün böcekleri öldürmez. İlaç nasıl tatbik edilirse edilsin, derhal bitki bünyesine geçerek bitki organlarına ve yaprakların hepsine nüfüs eder. Uygun sistemik ilaçlarla birçok emici böcek ve yaprak yiyen bazı böcekler ile mücadele edilebilir. Temas etkisi ile ölüme sebep olan uygun maddeler kullanılmadıkça, sistemik ilaçlar odun zararlısı böceklerin çoğu ve kabukta beslenen koşnillere karşı etkili değildir.


5.4.3. Sistemik etkili İlaçların Gövdeye enjeksiyonu


Bazı özel süs bitkilerinde böceklerle mücadele için gövdeye sistemik ilaç verilmesi amacıyla iki sistem(Mauget, Acecap) geliştirilmiş ve uygulanmaktadır. Uygulamalar genelde vejetasyon mevsimi içinde yapılır. Birinci sistemde (Mauget) herbir deliğe beslenme tüpleri yerleştirilir.


İnsektisit enjeksiyonu , ağaç ilacı hemen kabul eder ve hedef böceğe karşı etkili olduğu takdirde çok tavsiye edilir. Bu şekil uygulama, uzun kalabalık sokaklar, çarşı çevresi gibi diğer uygulamaların zor olduğu yerlerdeki ağaçlardaki zararlılarla mücadele için yararlıdır. Gerekli ekipman basit ve ucuzdur, pülverizasyonun yapılamayacağı olumsuz hava şartlarında yapılabilir, çevreye ilaç dağılması olmaz, faydalı böceklere etkisi azdır


5.4.3. İnsektisit olarak Yağlar


Yağlar kimyasal etkiden ziyade hava almayı engelleyerek bszı böcekleri ve akarları öldüren temas etkili maddedir. Yağların hiç kalıntı etkisinin olmadığını, ancak uygulandığında mevcut zararlıları etkilediğini, sonra gelenler üzerinde bir etkisinin olmadığını yapılan araştırmalar göstermiştir. Uygulama sonrası gelen bazı böceklere uzaklaştırıcı etkisi olduğu da belirlenmiştir.


Zararlının bulunduğu gelişme devresine göre yağlar; yumurta, larva ve ergin safhasında öldürebilir. Bitkilerin durgun döneminde yağlar koşnillere, akarlara, aphidlere, psyllidlere ve bazı lepidopterlere karşı kullanılması faydalıdır. Yağlar ister vejetasyon mevsimi içinde ister durgun devrede kullanılsın, toprakta nem açığı olduğu devrede ağaçlara ve çalılara tatbik edilmemelidir. Vejetasyon mevsiminde kullanıldığında, ilkbaharda tomurcukları patlayıp, yapraklanmaya başlayan bitkilerde taze yaprakları zarar görebileceği için kullanılmamalıdır.


5.4.3. İnsektisit olarak sabunlar


Böcek öldürücü olarak yağlarla aynı şekilde etkiye sahiptir. Kalıntı etkisi olmadığından vejetasyon mevsimi süresince hedef zararlılara karşı uygulamalar tekrarlanmalıdır. Sabunlar aphidler, thripsler, akarlar, psyllidler ve beyaz sineklere karşı iyi sonuçlar vermektedir. 5 birim arap sabunu + 95 birim su karışımı ile yapılan uygulamalarda Aphidlere karşı iyi sonuç alınmıştır (SEKENDİZ ve Ark. 1997).


5.4.4. Mikrobiyal İnsektisitler

Bu insektisitler yaşayan mikroskobik (virüs, bakteri, mantar, protozoa, veya nemotod) organizmalardan veya bunların ürünleri olan zehirlerden oluşmaktadır. Bunlar diğer insektisitler gibi püskürtme, toz ve granül halde uygulanacak şekilde kullanıma sunulmuşlardır.
Mikrobiyal insektisitler birçok zararlı böcekle mücadelede için etkili seçenektir. En büyük artıları insan ve hayvanlarda zehirlenme ve hastalıklara sebep olmamasıdır. Her zararlı için kullanılamasa da bu ürünler süs bitkilerinde yaşayan bazı zararlı böcekler için başarılı bir şekilde kullanılabilir. Çünkü mikrobiyal insektisitlerin çoğu belli böceklere karşı etkilidir ve bu insektisitler çevrede çok çabuk şekilde zehir etkilerini kaybederler. Kullanıcılar hedef zararlıyı düzgün şekilde tanımlamalı ve etkili uygulama planı yapmalıdır.

ZARARLILAR

1)Tel Kurtları: (groites spp.)
Larvalar, bitkilerin toprakaltı
kısımlarında ince kökleri ısırıp kopararak ve kalın kök veya
yumrular içinde tüneller açarak beslenirler.
Saman sarısı renkte,
sert vücutlu ince uzun yapılı olan larvalar,
ilkbahardan itibaren havaların ısınmasıyla toprak yüzeyine
yakla ş arak konukçu bitkilerin köklerinde beslenmeye
ba ş larlar.

 

Kullanılan İ laçlar:
Chlorpyrifos Ethyl %25   1.2kg/ dekar –12g/
1kg tohum Diazinon 185 gr/ l    1 lt /dekar

Imidacloprid 600g/ l 35cc/
100 kg tohuma Endosulfan 5%   4 kg /dekar
Imidacloprid 70%      30g/100 kg tohuma

2)Toprak Pireleri : (alictidae)
Erginler taze bitkilerin yapraklarını yiyerek,
yuvarlak ve küçük delikler açarlar.
Kullanılan ilaçlar:
Carbaryl 50% 200gr/ dekar
Dichlorvos550g/l 200cc/ dekar
Malathion 500g/l 220cc/dekar

3)Thripsler
Bitkinin özsuyunu emerek beslenirler.
Beslenme
genellikle yapraklarda,çiçeklerde ve meyve kapsüllerinde olur.
Zarar gören dokular gümü ş i bir renk alır.
Bu görüntüye Ak damar hastalı ğ ı denir.
Thripsler bulundukları bölgenin
iklim ş artlarına göre Mart- Nisan aylarında kı ş laktan çıkıp
tarım alanlarında beslenmeye ve yumurta koymaya ba ş larlar.
Kullanılan İ laçlar
Beta Cyfluthrin 25g/l 50cc (domates)
Primicarb 25% 100 gr (domates)
Pymetrozine 50% 30 gr (domates)

Spinosad 480 g/l 20cc/ dekar (biber)
Thiamethoxam 15cc/dekar(domates)

4)Yaprak Pireleri (Empoasca Thripidae Empoascadecipens Paoli, Empoasca devastans)

Bitki özsuyunuemerler.
A ğ ır zarara u ğ rayan yapraklar esmerle ş erek deri
görünümünü alırlar ve yaprak kenarları kıvrılır.
Kullanılan İ laçlar

Beta Cyfluthrin 25g/l 50cc (domates)
Primicarb 25%100 gr (domates)
Pymetrozine 50%30 gr (domates)
Spinosad 480 g/l 20cc/dek(biber)
Thiamethoxam 15cc/dekar (domates)

5) Pamuk Yaprak Kurdu:

Caradrina Exiqua,SpodopteraExiqua :
Yaprak,tarak,
çiçek ve meyvelerle beslenerek
onları tahrip ederler.
Kullanılan İ laçlar
Carbaryl 50%450g/dekar
Carbaryl 5%4.5 kg/dekar
Chlorpyrifos Ethyl 480g/l 180cc/dekar
Endosulfan 360g/l 150cc/dekar
Malathion 190g/l 600cc/dekar
Malathion 500g/l 250cc/dekar
Malathion 650g/Lt 200cc/dekar
Malathion 25%480cc/dekar
Mevinphos 240g/l 200cc/dekar
Trichlorfon 5% 3 kg/ dekar
Methomyl 360g/l 200cc/ dekar
Teflubenzuron 150g/l 35cc/dekar
Chlorfenapyr 50%40gr/dekar

6)Ye ş il Kurt:
Heliothis Armigerea,Heliothis Viriplace,

Larvalar genelde çiçek,tarak,tomurcuk,meyve gibi generatif
organlarda beslenirler.Zarar gören tarak,çiçek,
ve tomurcuklar dökülür meyve ise Pazar de ğ erini kaybeder.

Alphacypermethrin 100g/l 50cc/dekar
Zetacypermethrin 100g/L  50cc/ dekar

7)Kırmızı Örümcekler:
Tetranychus Urticae,TetranychusCinnabarinus Boisd :
Erginler yaprakların alt yüzeyinde
beslenirler.Sokucu- emici a ğ ız yapıları ile bitki özsuyunu
emerek onları zayıf dü ş ürürler.
Salgıladıkları toksik madde
ile klorofili parçalarlar ve özümleme faaliyetini aksatır.
Küçük yapraklı sebzelerde yaprak ba ş ına ortalama 2,
büyük yapraklı sebzelerde ortalama 4 adet canlı sayılınca ilaçlama
yapılmalıdır.

Kullanılan İ laçlar
Proporgite 790 g/l 75ccAbemectin 18 g(l 25cc/da
Hexythiazox 50g/l 50 cc
Chlorfenapyr 50%40g/dekar
Pyrimidafen 104g/l 30 cc

8)Pis Kokulu Ye ş il Böcek: Nezara Viridula :
Bitki özsuyunu emerek beslenirler.
Özellikle meyvelerde beslenmeyi tercihederler.
Sokulup –emilen çiçekler ve yeni te ş ekkül eden
meyveler dökülür.
Büyümekte olan meyveler ş ekil
bozuklu ğ una u ğ rar.
Domates ve patlıcan gibi renkli kabuklu
meyvelerde sokulup emilen yerlerde alacalı lekeler olu ş ur.
Yaprak ba ş ına 10 adet canlı sayılınca ilaçlamaya
ba ş lanmalıdır.

Thiocyclam hydrogen oxalate 50%50gr
Flufenoxuron 50g/l 200cc
Oxamyl 160g/l 60lt/dekar
Spinosad 480 g/l
Deltamethrin 25g/l  50cc/da

9)Yaprak Galeri Sinekleri: Agromyzidae
Yaprak içinde
tüneller açarak bitkilerin fotosentez gücünü azaltır ve
yapraklarda tahribata sebep olurlar.
İ laçlama sabahın erken
saatlerinde yapılmalıdır.
Yapı ş kan sarı tuzaklar ergin
faaliyetlerini tespit etmede kullanılır.
Bu tuzakların
bulunmadı ğ ı durumlarda üzerine ince bir tabaka halinde
vazelin sürülmü ş karton veya mukavva kullanılır.
Bu tuzaklar günlük olarak kontrol edilerek ergin çıkı ş ı
gözlemlenir.
Ayrıca bitki yaprakları sürekli kontrol edilerek
yaprak içinde tünel açma faaliyetlerinin ba
ş layıp ba ş lamadı ğ ı kontrol edilmelidir.

Oxamyl 160g/l 6 lt/dekar
Spinosad 480g/lt
Flufenoxuron 50g/lt 200cc
Cyromazine 75%20g/dekar

10)Beyaz Sinek:Bemisia Tabaci
Bitkinin özsuyunu emerek beslenirler.
Bazı virüs zararlılarının vektörü olan bu zararlıya
kar ş ı görülür görülmez ilaçlama yapılmalıdır.
Amitraz Acetamipirid Bifenthrin Cypermethrin Chlorpyrifos Ethyl
Deltamethrin Endosulfan Fenpropathrin Formothion L.
Cyhalothrin Pirimiphos-
Methyl
Pyriproxyfen Buprofezin Beyaz Sinek Zararı Kırmızı ÖrümcekPamuk yaprak Kurdu
Pis Kokulu Ye ş il Böcek

TARIM İ LAÇLARI KULLANIMI
•Zirai mücadele ilaçları kilitli bir yerde kapalı odada ve
dolaplarda,
kuru ve serin yerde muhafaza edilmelidir.
•Zirai mücadele ilaçları üzerinde ve kullanma talimatlarında
gösterilen talimatlara göre kullanılmalıdır.
•Koruyucu elbiseler sık sık de ğ i ş tirilmeli ve temizlenmelidir
•Zirai mücadele ilaçları ile çalı ş ırken yemek yenmemeli sigara
içilmemelidir.
•iş esnasında ve i ş ten sonra alkollü içkilerin kullanılması çok
sakıncalıdır.
•i laçlar deri veya göze temas ettirilmemeli,
temas eder ise bol
su ile yıkanmalıdır.
•Rüzgara kar ş ı ilaç atılmamalıdır.
•Hazırlanan ilaçlardan arta kalanlar çukurlara,
derelere,
nehirlere vs.
dökülmemeli,
bunlar için açılan çukurların içine
gömülmelidir.
•Gündüzler devamlı olarak 8 saatten fazla ve üst üste 6
günden fazla sürelerle mücadeleden kaçı
nılmalıdır.

Zehirlenme Belirtileri:
Ba ş a ğ rısı,
a ş ırı yorgunluk,
huzursuzluk,
kusma,
yüksek ate ş ,
terleme ,
solunum zorlu ğ u,
morarma,
kalpte ritim bozuklu ğ u,
cilt ve göz kapaklarında
titreme,
konu ş ma güçlü ğ ü,
görme bozuklu ğ u,
göz bebeklerinin
küçülmesi,
ishal bayılma .
Zehirlenme Durumunda Yapılması gerekenler
•Hasta uygulama yapılan yerden uzakla ş tırılmalıdır.
•İ laçlı giysiler üzerinden alınmalı,
deriye bula ş mı ş olan ilaçlar
bol su ile yıkanmalıdır.
•Hasta bayılmı ş ise ılık su,
tuzlu su,
sabunlu su yardımıyla
kusturulmal
ıdır.
•Sunni solunum yapılabilir.
•Hasta ba ş ı yana dönük yatırılmalıdır.
•Sıcak tutulmalıdır.
•Hasta en kısa sürede hastahaneye götürülmeli zehirlenmeye
neden olan ilacın adı doktora açıklanmalıdır.

SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI

Krizantemde Japon Beyaz Pası (Puccinia horiana)       

Belirtileri:

Beyaz pas yaprakların alt yüzeyinde küçük beyazımsı kabartı veya püstüller oluşturur. Üstten bakıldığında yaprakta sarımsı lekeler görülür. Püstüller açıldığında çok sayıda parlak kahverengi sporlar serbest kalır.          

Enfeksiyonla simptomların görülmesi arasında geçen süre 8 gün ile 8 hafta arasında değişir. Normal olarak bu süre 2-4 haftadır. Fungusun muhtelif ırkları değişik çeşitlerde farklı etkiler yapar. Çeşitlerin fungusa dayanıklılığı aynı değildir.           

Mücadelesi:

Kültürel Önlemler:

Yeşil aksam kuru tutulmalıdır. Sporlar en az 5 saat suda kalırsa enfeksiyon meydana gelebilir. Bitkiyi karartma materyali ile karartmadan önce sulamak doğru olmaz.          

Kimyasal Mücadele:

Etkili madde

Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat)    100 lt suya

Oxycarboxin  75

WP

75 g

Mancozeb

WP

200 g

Triforine 90

EM

100 cc

  Güllerde Pas Hastalığı (Phragmidium spp)        

Belirtileri:         

Hastalık önce yaprak, dal ve tomurcuk saplarında sarımtrak lekeler halinde görülür. Daha sonra bu lekeler kırmızıya dönüşür. Lekeler hafif kabarık püstüller halindedir. Lekelerden dolayı bitki iyi beslenemez. Çiçek miktarı azalır. Kalite düşer. İlkbaharda çiçek tomurcuklarının açılmamasına neden olur.          

Mücadelesi:  

Kültürel Önlemler:

İlkbaharda dal, yaprak, tomurcuk sapı ve çanak yapraklarda kırmızı kabartılar (esidi) görüldüğünde hastalıklı dallar budanmalıdır. Budama artıkları yakılmalıdır.

Toprağa düşen yapraklar toplanarak imha edilmeli ya da derince gömülmelidir.

Kimyasal Mücadele:

İlk püstüller görülür görülmez ilaçlamalara başlanmalı ve hastalığın seyrine göre vegetasyon süresince devam edilmelidir.

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat) 100 lt suya

Bakır sülfat + CaO Bulamacı

 

1kg+0.5 kg

Cyproconozale

50g/l   EC

25ml (Atemi 50 EC)

Propineb %70

WP

200 g (Aprocol 70 WP, Enercol)

Gül Külleme Hastalığı (Sphaerotheca pannosa var. rosae)         

Belirtileri:

Yaprak,sürgün ve tomurcuklarda görülür. Hastalıklı yapraklar kıvrılır, oluklaşır ve sertleşir. Beyaz bir misel ve konidi örtüsüyle kaplanır. Misel ve konidi örtüsü  tomurcuğun çanak yapraklarında ve saplarında da görülür. Külleme bazen tomurcukların açılmasına engel olur.       

Hastalık özellikle nemli ve üstten sulama yapılan yerlerde önem kazanır.

Resim 1. Gülde Külleme hastalığı

Mücadelesi:

 

Kültürel Önlemler:

 

Aşırı sulamadan, özellikle bahçe gülleri için sisleme şeklinde yapılan sulamadan kaçınılmalıdır.

 

Gübreleme, toprak işleme ve sulama, gülün normal gelişimini sağlayacak şekilde yapılmalıdır.

 

Kimyasal Mücadele:

 

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat) 100 lt suya

Dinocap 475 g/l

EC

30-40 ml

Kükürt % 80

WP

400 g

Quinomethionate %25

WP

30 g

Bupirimate 250 g/l

EC

160 ml

Penconazole 100 g/l

EC

25 ml

Hexaconazole 50 g/l

SC

50 ml

Karanfil Pası (Uromyces caryophyllus)        

Belirtileri:

Bitkilerin sap, dal yaprak ve çanak yapraklarında başlangıçta sarımtırak lekeler ve epidermiste gümüşi-gri çıkıntılar şeklinde görülür. İleri evrelerde epidermis dokusu çatlar ve sporlar kahverengi toz halinde ortaya çıkar. Sap kırılması ve gelişmede gerilik meydana gelir. Kesme çiçeklerin estetik görünümü bozulur.

Resim 2. Karanfilde pas hastalığı

Mücadelesi:

Kültürel Tedbirler:

        - Sağlam anaçlardan çelik alınmalıdır.

        - Serada havalandırma iyi olmalıdır.

        - Sulama üstten değil, dipten yapraklara değmeyecek şekilde yapılmalıdır.

        - Fazla azotlu gübre kullanılmamalıdır.

        - Serada bitkiler sık dikilmemelidir. Tele alınmalıdır.

 

Kimyasal Mücadele:

 

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat)

100 lt suya

Captan %50 WP

WP

250 g

Cyproconazole 50g/l

EC

60 ml

Maneb %80

WP

200 g

Oxycarboxin % 75

WP

75 g

             

Begonyada Külleme Hastalığı (Oidium begoniae Putt.)

Belirtileri:          

Hastalık bitkinin gövde, yaprak, yaprak sapı ve çiçekte görülür. Yaprakların üzeri önce fungusun misel ve konidilerinden oluşan hafif kirli beyaz bir örtü ile kaplanır. Daha sonra yaprak kahverengileşir ve kurur.

Resim 3. Begonyada Külleme hastalığı

Mücadelesi:

Kültürel Önlemler:

        - Temiz bitkilerden çelik alınmalıdır.

        -  Aşırı sulamadan kaçınılmalıdır. Özellikle üstten sulama yapılmamalıdır.

Kimyasal Mücadele:

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat) 100 lt suya

Dinocap 475 g/l

EC

30-40 ml

Kükürt

WP

300-350 g

Quinomethionate %25

WP

30 g

 
Kaynak:

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü

Çiftçi Eğitimi ve Yayım Serisi

Yayın No: 38
SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI

Krizantemde Japon Beyaz Pası (Puccinia horiana)       

Belirtileri:

Beyaz pas yaprakların alt yüzeyinde küçük beyazımsı kabartı veya püstüller oluşturur. Üstten bakıldığında yaprakta sarımsı lekeler görülür. Püstüller açıldığında çok sayıda parlak kahverengi sporlar serbest kalır.          

Enfeksiyonla simptomların görülmesi arasında geçen süre 8 gün ile 8 hafta arasında değişir. Normal olarak bu süre 2-4 haftadır. Fungusun muhtelif ırkları değişik çeşitlerde farklı etkiler yapar. Çeşitlerin fungusa dayanıklılığı aynı değildir.           

Mücadelesi:

Kültürel Önlemler:

Yeşil aksam kuru tutulmalıdır. Sporlar en az 5 saat suda kalırsa enfeksiyon meydana gelebilir. Bitkiyi karartma materyali ile karartmadan önce sulamak doğru olmaz.          

Kimyasal Mücadele:

Etkili madde

Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat)    100 lt suya

Oxycarboxin  75

WP

75 g

Mancozeb

WP

200 g

Triforine 90

EM

100 cc

  Güllerde Pas Hastalığı (Phragmidium spp)        

Belirtileri:         

Hastalık önce yaprak, dal ve tomurcuk saplarında sarımtrak lekeler halinde görülür. Daha sonra bu lekeler kırmızıya dönüşür. Lekeler hafif kabarık püstüller halindedir. Lekelerden dolayı bitki iyi beslenemez. Çiçek miktarı azalır. Kalite düşer. İlkbaharda çiçek tomurcuklarının açılmamasına neden olur.          

Mücadelesi:  

Kültürel Önlemler:

İlkbaharda dal, yaprak, tomurcuk sapı ve çanak yapraklarda kırmızı kabartılar (esidi) görüldüğünde hastalıklı dallar budanmalıdır. Budama artıkları yakılmalıdır.

Toprağa düşen yapraklar toplanarak imha edilmeli ya da derince gömülmelidir.

Kimyasal Mücadele:

İlk püstüller görülür görülmez ilaçlamalara başlanmalı ve hastalığın seyrine göre vegetasyon süresince devam edilmelidir.

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat) 100 lt suya

Bakır sülfat + CaO Bulamacı

 

1kg+0.5 kg

Cyproconozale

50g/l   EC

25ml (Atemi 50 EC)

Propineb %70

WP

200 g (Aprocol 70 WP, Enercol)

Gül Külleme Hastalığı (Sphaerotheca pannosa var. rosae)         

Belirtileri:

Yaprak,sürgün ve tomurcuklarda görülür. Hastalıklı yapraklar kıvrılır, oluklaşır ve sertleşir. Beyaz bir misel ve konidi örtüsüyle kaplanır. Misel ve konidi örtüsü  tomurcuğun çanak yapraklarında ve saplarında da görülür. Külleme bazen tomurcukların açılmasına engel olur.       

Hastalık özellikle nemli ve üstten sulama yapılan yerlerde önem kazanır.

Resim 1. Gülde Külleme hastalığı

Mücadelesi:

 

Kültürel Önlemler:

 

Aşırı sulamadan, özellikle bahçe gülleri için sisleme şeklinde yapılan sulamadan kaçınılmalıdır.

 

Gübreleme, toprak işleme ve sulama, gülün normal gelişimini sağlayacak şekilde yapılmalıdır.

 

Kimyasal Mücadele:

 

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat) 100 lt suya

Dinocap 475 g/l

EC

30-40 ml

Kükürt % 80

WP

400 g

Quinomethionate %25

WP

30 g

Bupirimate 250 g/l

EC

160 ml

Penconazole 100 g/l

EC

25 ml

Hexaconazole 50 g/l

SC

50 ml

Karanfil Pası (Uromyces caryophyllus)        

Belirtileri:

Bitkilerin sap, dal yaprak ve çanak yapraklarında başlangıçta sarımtırak lekeler ve epidermiste gümüşi-gri çıkıntılar şeklinde görülür. İleri evrelerde epidermis dokusu çatlar ve sporlar kahverengi toz halinde ortaya çıkar. Sap kırılması ve gelişmede gerilik meydana gelir. Kesme çiçeklerin estetik görünümü bozulur.

Resim 2. Karanfilde pas hastalığı

Mücadelesi:

Kültürel Tedbirler:

        - Sağlam anaçlardan çelik alınmalıdır.

        - Serada havalandırma iyi olmalıdır.

        - Sulama üstten değil, dipten yapraklara değmeyecek şekilde yapılmalıdır.

        - Fazla azotlu gübre kullanılmamalıdır.

        - Serada bitkiler sık dikilmemelidir. Tele alınmalıdır.

 

Kimyasal Mücadele:

 

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat)

100 lt suya

Captan %50 WP

WP

250 g

Cyproconazole 50g/l

EC

60 ml

Maneb %80

WP

200 g

Oxycarboxin % 75

WP

75 g

             

Begonyada Külleme Hastalığı (Oidium begoniae Putt.)

Belirtileri:          

Hastalık bitkinin gövde, yaprak, yaprak sapı ve çiçekte görülür. Yaprakların üzeri önce fungusun misel ve konidilerinden oluşan hafif kirli beyaz bir örtü ile kaplanır. Daha sonra yaprak kahverengileşir ve kurur.

Resim 3. Begonyada Külleme hastalığı

Mücadelesi:

Kültürel Önlemler:

        - Temiz bitkilerden çelik alınmalıdır.

        -  Aşırı sulamadan kaçınılmalıdır. Özellikle üstten sulama yapılmamalıdır.

Kimyasal Mücadele:

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat) 100 lt suya

Dinocap 475 g/l

EC

30-40 ml

Kükürt

WP

300-350 g

Quinomethionate %25

WP

30 g

 
Kaynak:

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü

Çiftçi Eğitimi ve Yayım Serisi

Yayın No: 38
SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI

Krizantemde Japon Beyaz Pası (Puccinia horiana)       

Belirtileri:

Beyaz pas yaprakların alt yüzeyinde küçük beyazımsı kabartı veya püstüller oluşturur. Üstten bakıldığında yaprakta sarımsı lekeler görülür. Püstüller açıldığında çok sayıda parlak kahverengi sporlar serbest kalır.          

Enfeksiyonla simptomların görülmesi arasında geçen süre 8 gün ile 8 hafta arasında değişir. Normal olarak bu süre 2-4 haftadır. Fungusun muhtelif ırkları değişik çeşitlerde farklı etkiler yapar. Çeşitlerin fungusa dayanıklılığı aynı değildir.           

Mücadelesi:

Kültürel Önlemler:

Yeşil aksam kuru tutulmalıdır. Sporlar en az 5 saat suda kalırsa enfeksiyon meydana gelebilir. Bitkiyi karartma materyali ile karartmadan önce sulamak doğru olmaz.          

Kimyasal Mücadele:

Etkili madde

Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat)    100 lt suya

Oxycarboxin  75

WP

75 g

Mancozeb

WP

200 g

Triforine 90

EM

100 cc

  Güllerde Pas Hastalığı (Phragmidium spp)        

Belirtileri:         

Hastalık önce yaprak, dal ve tomurcuk saplarında sarımtrak lekeler halinde görülür. Daha sonra bu lekeler kırmızıya dönüşür. Lekeler hafif kabarık püstüller halindedir. Lekelerden dolayı bitki iyi beslenemez. Çiçek miktarı azalır. Kalite düşer. İlkbaharda çiçek tomurcuklarının açılmamasına neden olur.          

Mücadelesi:  

Kültürel Önlemler:

İlkbaharda dal, yaprak, tomurcuk sapı ve çanak yapraklarda kırmızı kabartılar (esidi) görüldüğünde hastalıklı dallar budanmalıdır. Budama artıkları yakılmalıdır.

Toprağa düşen yapraklar toplanarak imha edilmeli ya da derince gömülmelidir.

Kimyasal Mücadele:

İlk püstüller görülür görülmez ilaçlamalara başlanmalı ve hastalığın seyrine göre vegetasyon süresince devam edilmelidir.

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat) 100 lt suya

Bakır sülfat + CaO Bulamacı

 

1kg+0.5 kg

Cyproconozale

50g/l   EC

25ml (Atemi 50 EC)

Propineb %70

WP

200 g (Aprocol 70 WP, Enercol)

Gül Külleme Hastalığı (Sphaerotheca pannosa var. rosae)         

Belirtileri:

Yaprak,sürgün ve tomurcuklarda görülür. Hastalıklı yapraklar kıvrılır, oluklaşır ve sertleşir. Beyaz bir misel ve konidi örtüsüyle kaplanır. Misel ve konidi örtüsü  tomurcuğun çanak yapraklarında ve saplarında da görülür. Külleme bazen tomurcukların açılmasına engel olur.       

Hastalık özellikle nemli ve üstten sulama yapılan yerlerde önem kazanır.

Resim 1. Gülde Külleme hastalığı

Mücadelesi:

 

Kültürel Önlemler:

 

Aşırı sulamadan, özellikle bahçe gülleri için sisleme şeklinde yapılan sulamadan kaçınılmalıdır.

 

Gübreleme, toprak işleme ve sulama, gülün normal gelişimini sağlayacak şekilde yapılmalıdır.

 

Kimyasal Mücadele:

 

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat) 100 lt suya

Dinocap 475 g/l

EC

30-40 ml

Kükürt % 80

WP

400 g

Quinomethionate %25

WP

30 g

Bupirimate 250 g/l

EC

160 ml

Penconazole 100 g/l

EC

25 ml

Hexaconazole 50 g/l

SC

50 ml

Karanfil Pası (Uromyces caryophyllus)        

Belirtileri:

Bitkilerin sap, dal yaprak ve çanak yapraklarında başlangıçta sarımtırak lekeler ve epidermiste gümüşi-gri çıkıntılar şeklinde görülür. İleri evrelerde epidermis dokusu çatlar ve sporlar kahverengi toz halinde ortaya çıkar. Sap kırılması ve gelişmede gerilik meydana gelir. Kesme çiçeklerin estetik görünümü bozulur.

Resim 2. Karanfilde pas hastalığı

Mücadelesi:

Kültürel Tedbirler:

        - Sağlam anaçlardan çelik alınmalıdır.

        - Serada havalandırma iyi olmalıdır.

        - Sulama üstten değil, dipten yapraklara değmeyecek şekilde yapılmalıdır.

        - Fazla azotlu gübre kullanılmamalıdır.

        - Serada bitkiler sık dikilmemelidir. Tele alınmalıdır.

 

Kimyasal Mücadele:

 

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat)

100 lt suya

Captan %50 WP

WP

250 g

Cyproconazole 50g/l

EC

60 ml

Maneb %80

WP

200 g

Oxycarboxin % 75

WP

75 g

             

Begonyada Külleme Hastalığı (Oidium begoniae Putt.)

Belirtileri:          

Hastalık bitkinin gövde, yaprak, yaprak sapı ve çiçekte görülür. Yaprakların üzeri önce fungusun misel ve konidilerinden oluşan hafif kirli beyaz bir örtü ile kaplanır. Daha sonra yaprak kahverengileşir ve kurur.

Resim 3. Begonyada Külleme hastalığı

Mücadelesi:

Kültürel Önlemler:

        - Temiz bitkilerden çelik alınmalıdır.

        -  Aşırı sulamadan kaçınılmalıdır. Özellikle üstten sulama yapılmamalıdır.

Kimyasal Mücadele:

Etkili madde Adı ve Oranı

Formülasyonu

Dozu (preparat) 100 lt suya

Dinocap 475 g/l

EC

30-40 ml

Kükürt

WP

300-350 g

Quinomethionate %25

WP

30 g

 
Kaynak:

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü

Çiftçi Eğitimi ve Yayım Serisi

Yayın No: 38

B İ TK İ HASTALIKLARI


Bitkilerde meydana gelen hastalıkların nedeni iki ana grup altında
incelemek mümkündür:
1)Bitkinin genetik yapısından ileri gelen hastalıklar
2)Çevreden ileri gelen hastalıklar.

Çevreden ileri gelen hastalık nedenlerini canlı ve cansız nedenler
olmak üzere iki ana grupta inceleyebiliriz.

CANSIZ HASTALIK NEDENLER İ :
Sıcaklık:
Bitkinin istedi ğ i optimal çevre sıcaklı ğ ından daha yüksek
sıcaklıklarda bitki solunumu,
fotosentezden daha fazla oldu ğ undan
bitkide besin maddesi kaybı artmakta ve bu kayıplar bir süre sonra
telafi edilemeyecek boyutlara ula ş arak bitkide hastalık belirtileri
görülmektedir.
Ayrıca yüksek çevre sıcaklıklarında bitkide genel bir
solgunluk ve ileri dönemlerde yaprak dökümü ş eklinde hastalık
belirtileri görülebilmektedir.
Dü ş ük çevre sıcaklıklarında ;
bitkide genel bir gelişme geriliği,solgunluk, döllenmenin normal olmaması
sonucu meyve dökümü veya kör başak oluşumu şeklinde ortaya
çıkan hastalık belirtileri görülmektedir.

Işık :
Işık  yoğunluğunun fazla olduğu durumlarda bitkide sarılık ve kloroz belirtisi görülmektedir.
Işık yoğunluğunun bitkinin isteğinden az olması durumunda ise,
bitkilerde genel bir gelişme geriliği, yapraklarda sarılık ve sap boğumları arası mesafenin artarak bitki
boyunun uzaması ş eklinde ortaya çıkan ‘’Etioleman ‘’ olarak adlandırılan hastalık belirtilerine rastlanmaktadır.

 Rüzgar:
Ş iddetli rüzgar bitkilerin dal,
sürgün ve gövdesini kırarak,
meyvelerini zamansız dökerek,
hububat gibi tek yıllık bitkileri
yatırarak do ğ rudan zarara sebep olmaktadır.
Ayrıca rüzgarın etkisi
ile birbirine sürten bitki kısımları yaralanarak,
di ğ er hastalık
etmenlerinin buradan bitkiye giri ş i kolay olmaktadır.

Topraktan Kaynaklanan Hastalık Etmenleri
0°C’nin altındaki sıcaklıklarda toprak donarak çatlar ve orada
bulunan bitki kökleri koparak zarara u ğ rayabilir.
Toprakta yeterli su bulunmadı ğ ı durumda bitkiler transprasyonla kaybettikleri suyu
topraktan sa ğ layamadıkları için solgunluk belirtisi gösterirler.
Bu durum uzun süre devam eder ise bitkilerde erken yaprak dökümü ve ölüme varan hastalıklar meydana gelir.
Toprakta fazla su bulunması
halinde; yapraklarda lekeler ve kloroz ve gövdede zamk akıntısı şeklinde ortaya çıkan hastalıklar görülmektedir. Toprak analizleri yapılarak bilgilerin ihtiyaç bu maddelerin topraktaki miktarı tespit
edilmekte ve dengeli bir gübreleme yapılarak bitkinin ihtiyacı
kar ş ılanmalıdır.

AZOT NOKSANLIĞI:
Azot noksanlı ğ ı olan bitkiler zayıf görünür.
Geli ş me devresi sonunda yaprakların ş ekli küçük,
açık sarımtırak
ye ş il ve kısa saplı bir hal alır.
Meyve sayısı azalmaktadır.

MAGNEZYUM NOKSANLIĞI:
Yaprakta damarlar arasında sararmalar, yaprak ucunda gevreklik ve yıkarı doğru kıvrılmalar
görülür. Meyveler seyrekleşir ,ufalır ve meyve sayısında azalma olur.

POTASYUM NOKSANLI Ğ I:
Yapraklar bronzla şır.
Şiddetli Potasyum noksanlığında büyüme durur.
Bronzlaşan yaprakların damarlarında küçük nekrotik lekeler geli ş ir.

DEM İ R NOKSANLI Ğ I:
Yapraklarda sararma, yanıklık ve geli ş menin durması bilinen belirtilerdir.
Kökler bodurla ş ır ve kök uçları siyahla ş ır. A ğ ır ince kumlu kötü yapılı topraklarda demir
noksanlı ğ ı görülebilir. Demir noksanlı ğ ına kar ş ı karaboya olarak
isimlendirilen Demir sülfat veya Chelate formunda metalik demir
iyonu içeren preperatlar kullanılmalıdır.

BOR NOKSANLI Ğ I:
Genellikle kireçli topraklarda ve kurak
periyotta ortaya çıkmaktadır.
Toprak analizi yaptırılarak bor
noksanlı ğ ı görülen topraklarda Boraks vermek suretiyle Bor
eksikli ğ i giderilebilir.

 _________________________________________________

CANLI HASTALIK ETMENLER İ

V İ RÜSLER:
İ nsan zihninin algılayamayaca ğ ı kadar küçük olan
virüsler ancak elektron mikroskobunda görülebilmektedirler.
Virüslerin bula ş ma yolları

Tohum

Fide,
fidan ve a ş ı materyalleri

Böcekler

Nematodlar

El i ş çili ğ i :
Tütün,
domates,
biber gibi kültür bitkilerinde
uygulanan koltuk alma,
kırım,
bo ğ az doldurma,
ve sulama
gibi genel i ş lemler esnasında temas yoluyla hastalıklı
bitkilerden bitki özsuyu ile bula ş an virüs partikülleri,
kullanılan aletler veya insan eli ile sa ğ lıklı bitkilere
ta ş ınabilmektedir.
Bu bakımdan i ş letmelerde çalı ş malar
sırasında kullanılan aletlerin sık sık dezenfektan madde ile
temizlenmesi,
virüs ş üphesi olan bitkilerin en kısa sürede
tarla veya seradan dikkatlice sökülerek imha edilmelidir.

Virüsle bula ş ık bitkilerde tutunup beslenen küsküt bitkisi
buradan sa ğ lam bitkilere de kol atıp ,
hasta ve sa
ğ lam bitkiler
arasında köprü kurarak virüsü sa ğ lam bitkilere ta ş ımaktadır.

HIYAR MOZA İ K V İ RÜSÜ &
TÜTÜN MOZA İ K V İ RÜSÜ :
Özellikle
genç yapraklarsa sarı,
açık veya koyu ye ş il mozaik görüntüler
ş eklinde ba ş lar.
Yapraklarda küçülme ve rozetle ş me,
kıvrılma,
damarlarda büzü ş me,
bitkide geli ş me durgunlu ğ u,
meyvelerde
sertle ş me,
kabarık veya nekrotik lekeler arazın seyrini olu ş turur.

KABAKG İ L SARILIK V İ RÜSÜ &
DOMATES SARI YAPRAK
KIVIRCIKLIK V İ RSÜ:
Özellikle örtü altında yeti ş tirilen hıyarlarda,
normal büyüklü ğ üne ula ş mı ş yapraklarda demir noksanlı ğ ına benzer
arazlar ş eklinde ba ş lar.
Kısa süre sonra bu yapraklar içbükey bir
görünüm kazanır.
Yapraklar küçük,
sarımtırak benekli ve içe do ğ ru
kıvrılır.

 STOLBUR HASTALIKLARI:
İ lk Belirtileri yapraklarda renk açılması
ve renklerin donukla ş masıdır.
Sarı ve ye ş il renkli damarlar
belirginle ş ir.
Yapraklar a ş a ğ ı do ğ ru kıvrılır.
Yaprak dökümü ve
bitkide ölüm ba ş lar.
Biberlerde biberlerin kızarmaya ba ş ladı ğ ı
zaman görülür.
Domateste taze yaprakların alt yüzü ve sürgün uçları
mor renk alır.

BAKTER İ LER
Bakteriyel hastalık etmenleri bitkilerde,
yaprak ve
sürgünlerde lekeler,
sürgünlerde kurumalar,
bazı bitki organlarında
yumu ş ak çürüklükler,
solgunluk ve bitkinin çe ş itli organlarında urş eklinde ortaya çıkan belirtiler yapmaktadırlar.
Bitkilerde hastalık
yapan bakteriler bitki dokusuna ya önceden çe ş itli yaralardan yada
do ğ al açıklıklardan girmektedirler.
Bula ş ık toprakta bakteriler
hastalıklı bitki artıklarında,
toprakta hatta bula ş tı ğ ı üretim aletlerinde
1-
3 yıl arası canlı kalabilirler.
Bakteri ile bula ş mı ş alanlarda ekim
nöbeti uygulanmalı ve aynı bitkinin bu süreler içinde tarımından
vazgeçilmelidir.
Üretimde kullanılan malzemelerin (çapa,
kürek ...)
normal çama ş ır detarjanında 24 saat bekletilmesi veya %
2 oranında
formalin çözeltisinde bir saat tutulduktan sonra temiz su ile yıkanıp
tekrar kullanılması ve bu i ş lemin her hafta yapılması gerekmektedir.
Hastalıkla bula ş ık dal ve sürgünler temizlendikten sonra mutlaka
yakılması gereklidir.
Tek bir hastalıklı bitki fide bile sera içine
sokulmamalı
dır.
İ laçlı mücadelesi mümkün olan bakteri türlerinin en
duyarlı oldukları ilaçlar Bordo bulamacı ve hazır Bakır’lı
preparatlardır.
Bakterilerin ço ğ u 37
°
C’nin bir bölümü ise 45
°
C’nin
üzerinde seyreden sıcaklık ş artlarında ya ş ayamaz ve ölürler.

BAZI ÖNEML İ BAKTER İ LER :
PATATES BAKTER İ YEL YUMU Ş AK ÇÜRÜKLÜK
HASTALIKLARI:
(Erwinia
carotovora ,
erwinia atroceptia,
erwinia chrysanthemi)
Konukçu:
Patates en önemli konukçu olup ayrıca havuç,
lahana,
marul,
ıspanak,
kabak,
hıyar,
patlıcan,
biber ve domatestir.
Belirtiler:
Kök bo ğ azında,
patates yumrularında,
gövdenin toprak
üstü dokularında enfeksiyon yapabilir.
İ lk belirti geli ş medeki
durgunluk ve çalıla ş madır.
Gövdelerde en sık görülen araz,
gövdenin
toprak üstündeki bölümünde görülen siyahla ş madır.
Bu siyah
dokular kısa sürede yumu ş ar.
Kontrol:
Asgari üç yıl ekim nöbeti uygulanmalıdır.
Hastalı ğ a
dirençli çe ş itlerin dikilmesi önerilir çünkü bu hastalı ğ a kar ş ı ilaçlı
mücadele yoktur.
HIYAR KÖ Ş EL İ YAPRAK LEKE HASTALI Ğ I:
(Pseudomas syringae
pv) Konukçu Bitki:
Hıyar
Belirtiler:
Yaprak ve meyvelerden bula ş ır.
Hastalıklı yapraklarda
kö ş eli küçük ya ğ lekeleri ş eklinde ba ş lar.
Sabahın ilk saatlerinde bu
dokuların alt yüzeyinde görülen damlacıklar içinde bakteri bulunur.
Hastalık hızlıca yayılıp meyvelere geçer.
Meyvelerde küçük sarı
çökükler belirir ve kısa sürede meyveler çürümeye ba ş lar.
Kontrol:
Bu hastalık bitki artıkları üzerinde 1 yıl canlı
kalabildi ğ inden bula ş ık alanlarda bir yıl ekim nöbeti uygulanmalıdır.
Hastalı ğ ın farkına varılır varılmaz Bakırlı veya Maneb’li ilaçlar
kullanılmalıdır.

DOMATES KANSER HASTALI Ğ I:
(Corynobacterium
michiganense) Konukçu Bitki:
Domatesin iletim demetleri ve meyvelerinde
görülür. Belirtileri:
İ lk olarak bitkinin bir veya iki yan dalında yaprak
pörsümeye ba ş lar daha sonra di ğ er dallar da pörsümeye ba ş larken
hasta dallar üzerindeki yaprakların kavruldu ğ u görülür.
Hastalıklı
dalın gövdeye ba ğ landı ğ ı noktadan kırılıp a ş a ğ ıya do ğ ru sıyrılması
durumunda iletim demetlerinde kahverengile ş me görülür.
Meyve
kabu ğ unda önce küçük kabarcıklar olu ş ur.
Hastalık ilerledikçe
lekeler geni ş ler ve ortasında kahverengi nokta olu ş ur.
Bu noktaya
ku ş gözü denilmektedir.
Hastalıktan çok defa bitkinin bir bölümü
etkilenirken di ğ er bölümü ya ş amını sürdürebilmektedir.Kontrol:
Bakteri toprakta 3-
4 yıl ya ş ayabildi ğ inden bula ş ık olan
alanlarda bir süre domates ekimi yapılmamalıdır.

BAKTER İ YEL LEKE HASTALIKLARI:
a)
X.
Vesicatoria:
Sera ş artlarında yeti ş en patlıcan kültürlerinde
son 10 yıldan bu yana ciddi boyutlarda enfeksiyona sebep
olmaktadır.
Hastalık patlıcan yaprakları üzerinde olu ş an
de ğ i ş ik büyüklükte ancak mili metrik ölçüde kahverengi
lekeler ş eklinde ba ş lar.
Kısa sürede bu beneklerin her biri
sarı renkli bir ku ş ak ile çevrilir.
Zamanla yapraklarda
sararma ba ş lar,
bazıları kendili ğ inden dökülür,
bazıları bitki
üzerinde kalsa bile fotosentez kabiliyetini kaybederler.
b)
Pseudomonas Tomato:
Domatese özgü olan bu hastalık hem
bitki yapraklarında hem de meyvelerde fark edilir.
Minik
siyah lekeler ş ekilde belirtilerle kendini gösterir.
Bu lekelerin
etrafında gri-
beyaz bir halka bulunur.
Bakteriyel leke hastalıklarının hastalık etmenleri hastalıklı ve
topra ğ a karı ş mı ş bitki artıkları üzerinde 1-
2 yıl ya ş ayabilirler.
Bakırlı ilaçlar ve bakır moncozeb karı ş ımı hastalı ğ a kar ş ı
kullanılır.

DOMATES GÖVDE NEKROZU HASTALI Ğ I
Konukçu Bitki :Domates
Hastalı ğ ın ilk belirtisi bitki gövdesinin topra ğ a yakın olan
bölümlerinde kahverengi parçalı dokular gözükmeye ba ş lar.
Hastalık
ilerledikçe gövde içindeki kahverengi sümüksü akıntıda artı ş
görülür.
Hastalı ğ a kar ş ı ilaçlı mücadele geçerli de ğ ildir.
Bir sezon
önce hastalı ğ ın sorun oldu ğ u sera toprakları temizlenmelidir.
Havalandırmaya dikkat edilmelidir.

MANTARLAR
Her mantar cinsinin aktif hale geçebilmesi için belli
sınırlar içinde bir sıcaklı ğ a,
yüksek bir neme ve gıda ortamına
ihtiyaçları vardır.
Ortam sıcaklı ğ ı optimum olsa bile yeterli nem
ko ş ulları mevcut de ğ ilse,
mantarların enfeksiyon yapmaları
beklenemez.
Mantari hastalık etmenlerinin sıcaklı ğ a olan
ba ğ ımlılıkları oldukça esnektir.
Optimum sıcaklık istekleri
çe ş itlerine göre 15-
28
°
C arasında de ğ i ş irken minimum ve
maksimum sıcaklık istekleri 1-
40
°
C arasındadır.
Mantarlar Nasıl Bula ş ır:
-
Ya ğ mur ve çi ğ ile
-
Böcekler ve Ku ş lar ile
-
El i ş çili ğ i ile
-
Alet ve Ekipman ile
-
Hastalıklı tohum kullanılması ile
-
Hastalıklı fide,
fidan,
a ş ı materyalinin temiz alana
nakledilmesi ile
Mantari Hastalıklara Kar ş ı Nasıl Tedbir Alınır:
-
Hastalı ğ a kar ş ı dirençli tohum kullanılır
-
Dengeli gübreleme (özellikle a ş ırı azot kullanımından
kaçınılır)
-
Ekim ve dikimde bitkilerin sıra arası ve sıra üzeri
mesafelerini güne ş leme ve %60-
75 arasında tutulmasını
sa ğ layacak tedbirler alınır
-
İ laçlamadan önce,
bitki dokuları kesilip uzakla ş tırılır,
yakılır
veya gömülür
-
Uygun bir ilaç pulverizasyonu yapılır.Kontrol:
Bakteri toprakta 3-
4 yıl ya ş ayabildi ğ inden bula ş ık olan
alanlarda bir süre domates ekimi yapılmamalıdır.

BAKTER İ YEL LEKE HASTALIKLARI:
a)
X.
Vesicatoria:
Sera ş artlarında yeti ş en patlıcan kültürlerinde
son 10 yıldan bu yana ciddi boyutlarda enfeksiyona sebep
olmaktadır.
Hastalık patlıcan yaprakları üzerinde olu ş an
de ğ i ş ik büyüklükte ancak mili metrik ölçüde kahverengi
lekeler ş eklinde ba ş lar.
Kısa sürede bu beneklerin her biri
sarı renkli bir ku ş ak ile çevrilir.
Zamanla yapraklarda
sararma ba ş lar,
bazıları kendili ğ inden dökülür,
bazıları bitki
üzerinde kalsa bile fotosentez kabiliyetini kaybederler.
b)
Pseudomonas Tomato:
Domatese özgü olan bu hastalık hem
bitki yapraklarında hem de meyvelerde fark edilir.
Minik
siyah lekeler ş ekilde belirtilerle kendini gösterir.
Bu lekelerin
etrafında gri-
beyaz bir halka bulunur.
Bakteriyel leke hastalıklarının hastalık etmenleri hastalıklı ve
topra ğ a karı ş mı ş bitki artıkları üzerinde 1-
2 yıl ya ş ayabilirler.
Bakırlı ilaçlar ve bakır moncozeb karı ş ımı hastalı ğ a kar ş ı
kullanılır.

DOMATES GÖVDE NEKROZU HASTALI Ğ I
Konukçu Bitki :Domates
Hastalı ğ ın ilk belirtisi bitki gövdesinin topra ğ a yakın olan
bölümlerinde kahverengi parçalı dokular gözükmeye ba ş lar.
Hastalık
ilerledikçe gövde içindeki kahverengi sümüksü akıntıda artı ş
görülür.
Hastalı ğ a kar ş ı ilaçlı mücadele geçerli de ğ ildir.
Bir sezon
önce hastalı ğ ın sorun oldu ğ u sera toprakları temizlenmelidir.
Havalandırmaya dikkat edilmelidir.

MANTARLAR
Her mantar cinsinin aktif hale geçebilmesi için belli
sınırlar içinde bir sıcaklı ğ a,
yüksek bir neme ve gıda ortamına
ihtiyaçları vardır.
Ortam sıcaklı ğ ı optimum olsa bile yeterli nem
ko ş ulları mevcut de ğ ilse,
mantarların enfeksiyon yapmaları
beklenemez.
Mantari hastalık etmenlerinin sıcaklı ğ a olan
ba ğ ımlılıkları oldukça esnektir.
Optimum sıcaklık istekleri
çe ş itlerine göre 15-
28
°
C arasında de ğ i ş irken minimum ve
maksimum sıcaklık istekleri 1-
40
°
C arasındadır.
Mantarlar Nasıl Bula ş ır:
-Ya ğ mur ve çi ğ ile
-Böcekler ve Ku ş lar ile
-Elişçiliği ile
-Alet ve Ekipman ile
-Hastalıklı tohum kullanılması ile
-Hastalıklı fide,
fidan, aşı materyalinin temiz alana
nakledilmesi ile

Mantari Hastalıklara Kar ş ı Nasıl Tedbir Alınır:


-Hastalı ğ a kar ş ı dirençli tohum kullanılır
-Dengeli gübreleme (özellikle a ş ırı azot kullanımından
kaçınılır)
-Ekim ve dikimde bitkilerin sıra arası ve sıra üzeri
mesafelerini güne ş leme ve %60-
75 arasında tutulmasını
sa ğ layacak tedbirler alınır
-i laçlamadan önce,
bitki dokuları kesilip uzakla ş tırılır,
yakılır
veya gömülür
-Uygun bir ilaç pulverizasyonu yapılır.Hastalık çıktıktan ve hala da ğ ıldıktan sonra yapılacak ilaçlamalarda
hastalı ğ ı silmek pratikte mümkün de ğ ildir.
Bu yüzden hastalı ğ ın
çıkı ş ı için uygun ekolojik ortamların olu ş tu ğ u dönemlerde hastalı ğ ın
çıkı ş ını beklemeden yapılacak ilaçlamalar önemlidir.
Hastalık
etmenlerinin özellikle yapraklarda enfeksiyona ba ş layan cins ve
türlerinin çok büyük bir kısmının ilk barındı ğ ı ve ço ğ aldı ğ ı alan
yaprakların alt yüzeyidir.
İ laçlamanın hedefi yaprakların alt yüzeyi
olmalıdır. Alternaria Hastalıkları :
Ya ş lı
alt yapraklarda küçük,
yuvarlak,
kahverengi veya siyahımsı lekeler ş eklinde ba ş lar.
Kısa sürede bu
lekeler geni ş ler ve yakından bakıldı ğ ında,
bu lekelerin iç içe geçmi ş
dairelerden olu ş tukları fark edilir.
Uygun ş artlarda hastalık tüm
yapraklara yayılır ve meyvelere sıçrar.
Meyvelerde özellikle
meyvenin sapa ba ğ landı ğ ı dokularda tahribat olur.

Mildiyö Hastalıkları:
Hastalıklı yapra ğ ın alt yüzeyinde,
hastalıklı
dokuların kenar kısımlarında beyazımsı bir küf tabakası olu ş ur.
1-2 gün içinde bitkileri sarıp tüm alana yayılabilir.Hastalık meyvelere de sıçrayabilir.
Olgunla ş mamı ş meyveler hastalı ğ a kar şı daha hassastır.
Meyve kabu ğ u altında olu ş an renk de ğ i ş ikli ğ i ilk belirtiler
olup, birkaç gün içinde bu renk koyula ş arak çok belirgin hale gelir.

Külleme Hastalıkları:
Konukçu bitkilerde hastalı ğ ın ilk belirtileri
yapraklar üzerinde kül görüntülü noktalar ş eklinde ba ş lar.
Bu küllü
noktalar zamanla geli ş erek tüm yaprak yüzeyini kapsar.
Hastalı ğ ın ilk belirtileri yaprakların alt yüzeyinde beyazımtırak lekeler
şeklinde başlar,
kısa süre sonra yaprakların üst yüzeylerinde bu
lekelere uyum sa ğ layan dokularda portakal sarısı dokuların
görülmesi belirgin hale gelir.

Antraknoz Hastalıkları:
Yapraklarda sarımsı lekeler halinde ba ş lar.
Daha sonra bu lekeler hıyarda kahverengine,
karpuzda siyaha
dönü ş ür.
Lekeler genellikle yuvarlakçadır.
Zamanla bu hastalıklı
dokular kurur ve dökülür.

Kadife Leke:
Cladosporium Fulvum:
(Kadife Leke,
yaprak küfü)
Hastalık domates yaprakların
ın alt yüzeyinde ba ş lar ancak hastalı ğ ın
fakına yaprakların yüzeyinde olu ş an limon sarısı renklerle varılır.
Hasta dokuların yaprak altı kısmında morumsu ve pembemsi kadife
görünümlü küf tabakası görülür.

Cladosporium Cucumerinum (Uyuz veya Zamk hastalı ğ ı)
Hastalık meyveler üzerinde gri renkli,
hafif çukur, 2-3 mm çapında
lekeler ile ba ş lar ve lekelerin büyümesi yanında renk de ğ i ş tirmesi ile
devam eder.
Hastalıklı yaprak ve meyveler toplanıp yakılmalıdır.

Kur ş uni Küf (Botrytis )
Hastalı ğ ı :
Dı ş dokunun hemen altındaki
dokuda kahverengimsi-
gri ve yumu ş ak bir doku olu ş ur.
Kısa bir
süre sonra hastalıklı dokunun dı ş yüzeyini kur ş uni renkli bir küf
tabakası kaplamaya ba
ş lar.
Küf yı ğ ınları içindeki sporlar civara
da ğ ılarak sa ğ lıklı bitkilere de zarar verir.
Hastalıklı meyveler toplanıp yakılmadan ilaçlı mücadeleye geçilmemelidir.
Beyaz Küf Hastalıkları:
Etmen genellikle topraktan kaynaklanır.
Hastalı ğ a yakalanan dokularda ilk önce yumu ş ama görülür.
Yumu ş ayan dokular cıvıkla ş ırken,
üzerleri pamuk tüycüklerini
andıran bir küf ile kaplanmaya ba ş larlar.
Kısa süre içinde tüycükler
kalınla ş ır ve bariz hale gelir.
Solgunluk Hastalıkları :
İ lk Belirtiler genellikle ya ş lı yapraklarda
sararma,
solma ve kuruma ş eklinde ba ş lar.
Hastalık ilerledikçe bitkigeli ş mesi durur ve di ğ er yapraklara da sıçrar.
Hastalı ğ ın farkına
varılır varılmaz her bitkinin köküne Benomyl veya Carbendazim
periyodik olarak kullanılabilir.
Hastalık etmenleri toprakta uzun
yıllar ya ş ayabildi ğ i için hastalı ğ ın görüldü ğ ü tarlalarda ekim nöbeti
uygulanmalıdır. Septoria Yaprak Leke Hastalıkları :
Yaprakların alt yüzeyinde
küçük ve yuvarlak noktalar görülür.
Noktalar geni ş ledikçe,
kenarları
koyu kahverengi,
orta kısım çökük ve gri bir renk alır.
Azami nokta
büyüklü ğ ü 6mm kadardır.
Daha sonra bu noktaların merkezinde
olu ş an siyah renkli sporlar yaprak üstünde de görülebilir.

Pas Hastalıkları :
Hastalık ba ş langıçta açık sarı renkli püstüller
ş eklinde belirir.
Püstül lekelerinin etrafında sarı renkli bir halka
bulunur.
Zamanla lekelerin rengi koyula ş ır ve siyahı
msı
kahverengine döner.

Kök ve Saçak Hastalıklar :
Hastalı ğ ın ilk habercisi taze
yapraklarda günü en sıcak saatinde görülen pörsümelerdir.
Ak ş am ve
gece saatlerinde bu yapraklar normal hale dönerler.
Bunun üzerine
bitkilerin saçak sistemlerinden alınacak örnekler yıkandıktan sonra
tetkik edildi ğ inde parçalı dokular ş eklinde kahverengi noktalar veya
parçalar görülürse hastalı ğ ın mevcudiyeti kesinlik kazanabilir.

NEMATODLAR
Nematodlar milimetrik ölçüde organizmalar olup
kesin kanı ve te ş hisleri mikroskop altında ve konu uzmanlarınca
yapılabilmektedir. Kök-
Ur Nematodları:
Bitkilerde bodurla ş ma ve geli ş im yetersizli ğ i
ile kendini gösterir.
Toprak profili içinde 70-
110cm derinlik içinde
da ğ ılım gösterirler.
Yapılacak ilaçlamada kullanılacak ilaçların
nematod populasyon derinli ğ ine kadar difüzyon yapmaları
sa ğ lanmalıdır. Sıcak yaz aylarında kök-
ur nematodlarının 40- 50°C’de meydana
gelen ölümler dikkate alınarak derin sürüm ve solarizasyon uygulanabilir.
Solarizasyon süresi minimum 35- 40gün olarak
gerçekle ş tirilmeli ve solarizasyon süresince toprak nemli tutulmalıdır.

Süs bitkilerinde hastalık ve haşerelerle nasıl mücadele edelim?

: Her bitkide konukçu olarak yaşayan zararlı böcekler ve hastalıklar vardır. Bu hastalıklar ve zararlılar mutlaka tanımlanarak zararları tesbit edilerek mücadele yapılmalıdır. Zararlı tesbit edilmeli derken bitkimizi tahrip ettiği seviyede değil, zararlı olacağını gözlemleyerek tedbir alınmalıdır. Hastalıklar ise, mantari, virüsi veya bakteriyel olmakta, bulaşıklığı itibari ile yayılma göstermektedir. Görüldüğü zaman yaptığı tahribatı iyileştirmek mümkün değildir. Ancak tahribatın yayılması durdurulur. Onun için süs bitkilerimizin bilinen hastalıklara karşı hastalık görülmeden ilaçlarla korunması en sağlıklı yoldur. Bitki zararlı ve hastalıklar kavramında mutlaka bir bilene danışınız ve tedaviyi bir bilene yaptırınız. Bahçenizde, evinizde, balkonunuzda; meyva ağaçları, sebzeleriniz, süs bitkileriniz, çiçekleriniz ile ilgili sorunlarınız olduğunda bizi arayınız. Uzman elemanlarımızla problemlerinize çözüm getirelim.
  
 EV YAPIMI BİTKİ İLAÇLARI

Bahçe, balkon ve evimizde yetiştirdiğimiz bitkiler sık sık zararlı varlıkların saldırısına uğrar. Envai çeşit böcekler, mantar hastalıkları gözümüz gibi baktığımız bitkilerimizi perişan eder, hatta öldürür.  Bu da bizi çevreye zararlı olduğunu çok iyi bildiğimiz bir takım tarım ilaçları kullanmak zorunda bırakır. Genelde bu ilaçları şuursuzca kullanırız. Doğru zamanda, yeterli dozda ilaç kullanmak çok önemlidir. Yanlış zamanda yapılan ilaçlamalar maksadına ulaşamayabilir. Yetersiz doz hastalığı gidermez. Fazla doz  bitkiye zarar verir, çevreyi daha fazla kirletir, zehirlenmeye yol açar. En iyisi bu maddeleri hiç kullanmamak diye düşünsek bile mecbur kalabiliyoruz. Halbuki ev bitkilerinde kullanınca havadan soluduğumuz, yediğimiz bitki ve meyvelerle  ile vücudumuza aldığımız bu tarz ilaçlar sağlığımıza tahmin edemiyeceğimiz kadar zarar veriyor.

Neyse ki bitkilere musallat olan zararlı problemlerini gidermek için küçümsenmiyecek bir alternatifimiz var:   "Ev Yapımı Bitki İlaçları"

Bazı çevre dostu maddeler ve çeşitli bitkilerden elde edilen ilaçlar bitkilerimizdeki böcek ve mantar problemlerine çare olabilir. Böylece kendimizi ve çevremizi zehirlemeden bitkilerimizi tekrar eski sağlığına kavuşturabiliriz. Biraz zahmetli de olsa hazır kimyasal  ilaçları kullanmadan evvel ev yapımı zararsız ilaçları denemekte büyük fayda var.

Bu konuyu bir bilene sordum ve aldığım bilgileri sizinle paylaşmak için bu sayfayı hazırladım. Aşağıda yer alan bilgileri veren Ziraat Mühendisi Sayın Mine Pakkaner'e çok teşekkür ederim.

ÇEVRE DOSTU BİTKİ İLACI REÇETELERİ

Bitkinize ilaç yapmadan önce dikkat edilecek hususlar:

Bitkinizin küçük bir yaprağında öncelikle fitotoksite testi yapın. Solüsyonu kaplama yapacak şekilde püskürtün, püsürtme başlığınızın çok ince atması önemli, 24 saat sonra yaprakta bir bozulma yoksa güvenle kullanın.

Yalnız bunu güneş altında yapmayın (İlaçlama ve gübreleme ile ilgili hiç bir uygulamayı güneşte yapmayın). Mümkünse gece de yapmayın ki bitkiler geceye kuru girsin. Bitkilerde fungal bir sorun varsa geceleri kuru olmaları çok önemlidir, gece sulama ve ilaçlama yapılmaz.

FUNGİSİT ETKİLİ REÇETELER

Mantari bitki hastalıklarına karşı kullanılır.

ASPİRİN

Tohumları aspirin eritilmiş suya koyup bir miktar bekletebilirsiniz, sonra ekersiniz. Aspirinin icindeki salisilik asitin fungusit etkisi var bir miktar da bitki aktivatörü olarak çalışıyor. (Yani, ekeceğiniz tohumları bu karışımda bir miktar bekleterek daha kolay çimlenmelerini de sağlayabilirsiniz)

OKSİJENLİ SU

Evde uygulayabileceğiniz basit ve çevre dostu bir fungusit de oksijenli sudur. Yarım lt suya bir tatlı kaşığı oksijenli su koyup bitkilere püskürtebilirsiniz.

TARÇINLI KARIŞIM

2 yemek kaşığı toz tarçın yarım lt kaynar suya konur, 3-4 gün beklenir,tülbentten süzülür ve kullanılır. Bunu alkolle de yapabilirsiniz, daha etkili bir preparat olur.Şu şekilde ki, aynı miktar tarçın,yarım lt beyaz alkole konur,bir gece beklenir ve süzülür yalnız alkollü olanı , yeni çimlenmiş fideciklerde kullanmayın, alkol hızlı buharlaşmayla kurutucu etki yapabilir bu çok bebecik fidelerde. Tarçınlı solüsyonları da oksijenli suyu da evde yetiştiricilikte yastık dediğimiz ekim tavanız veya kabınızda çökerten için kullanabilirsiniz.

YAĞ,SABUN VE KARBONATLI KARIŞIM

1 yemekkaşığı sıvı bitkisel yağ
1 yemek kaşığı içme sodası (Karbonat)
1 kaşık da sıvı bulaşık deterjanı (sıvı sabun da olur)
4 lt suya konur.çalkalanıp kullanılır. 3 günde bir püskürtün.Yalnız, önce az bir suyla karbonatı karıştırıp eritin yoksa en son koyarsanız zor oluyor. Tüylü yapraklı bitkilere püskürtmeyin.

BİTKİ KARIŞIMI

Alman papatyası çiçeği (chammomille)
mürver yaprağı (sambucus nigra)
yabani sarımsak yaprağı veya taze sarımsak yaprağı
Turpotu veya yaban turbu yaprağı
Demir çamı (casuarina) yaprağı
 

iNSEKTİSİT ETKİLİ REÇETELER

Bitkilerde böcek zararlılarına karşı kullanılır.

 TESBİH AĞACI

2.5 lt suya 1 kg tespih ağacı (melia azedarach) tohumu koyun, tohumları önceden bir güzelce parçalayın, yalnız çekirdekleri serttir, tespih yapımında da kullanılır. 48 saat suda bekletin süzün ve kullanın. Bu etkili bir preparattır. Etkili maddesini içeren hazır insektisitler organik tarımda kullanılmaktadır.
 

ACI BİBER

 Bir ölçü çok çok acı biber,
Bir ölçü pelin( artemisia) yaprağı,
6 ölçü su
Biber ve pelini parçalayıcıdan birlikte geçirin ve suya koyun,
Bir taşım kaynatın, soğumaya ve çökelmeye bırakın, süzün. Yaprak bitlerine ve beyaz sineğe çok etkilidir,
Sümüklü böcek ve salyangozlar için kaçırıcıdır.
 

KÜKÜRT

 Kükürt birçok mantari hastalıkta kullanıldığı gibi kırmızı örümcekte de çok etkilidir.Çevre dostu, organik tarımda ruhsatlı bir üründür.
 

ÇALI MİNESİ

 500 gr çalı mine( lantana camara) yaprağı 1 lt suda kaynatılıp süzülür, afitlere ve genelde tüm  emicilere etkilidir.

Kaynak: Mine Pakkaner (Ziraat Mühendisi)

Yazan Administrator   
Wednesday, 10 January 2007

TOPRAK SOLARİZASYONU


   Burada toprak solarizasyonu nedir, ne tür canlıllara etkilidir ve nasıl uygulanır ? sorularına cevap bulabilirsiniz.
   Kültür bitkileri bir çok toprak altı patojen, parazit nematot, yabancıotlar, hatta böcekler tarafından ekonomik önemde kayıplara neden olur. Dayanıklı çeşitler, ürün rotasyonu ve peptisidler ve diğer mücadele yöntemleri bu zararlıları kontrol altına almada yetersiz kalabilir. Ayrıca peptisidlerin diğer canlılara ve çevreye olumsuz etkileri ve insanların organik tarıma yönelimi de mücadele programlarında değişikliğe ya da yeni alternatif arayışlara neden olmuştur. Bundan dolayı son yıllarda terçih edilen mücedele yöntemleri özellikle sağlıklı ve emniyetli olan alternatif programlara kaymıştır. İşte toksik ve maliyetçede pahalı peptisidlere ve ürün rotasyonuna alternatif bir mücadele yöntemlerinden biri toprak solarizyonudur. Toprak solarizasyonunun uygulanması basit, güvenli ve etkili bir mücadele yöntemi olarak karşımıza çıkmıştır. Güneş enerjisinden elde edilen radyant ısı, toprakda bulunan bir çok canlıya öldürücü etkiye sahiptir. Bu amaç doğrultusunda temiz polietilen malç ya da plastik toprakta (3-6 mm kalınlığında) solar ısının tutulması ve yükselmesi için kullanılmaktadır. Özellikle sıcak mevsimlerde ve ürünün yetiştirilmediği aylarda bir ile bir kaç hafta ya da ay arasında değişen bir sürede, toprak plastik örtü ile kapatılır. Bu geçen süre içerisinde yaklaşık 50-60 cm derinliğine kadar olan topraklarda yükselen ısı zararlıları ve yabancıotları öldürmek için genellikle yeterli olmaktadır. Yapılan araştırmalarda toprak sıvcaklıkları 10 cm derinlikte 45-50 °C ve 20 cm derinlikte 38-45 °C' ye kadar çıktığı belirtilmektedir.
   Toprak solarizasyonu ile kontrol altına alınabilen hastalıklardan bazıları: domates, patates, patlıcan, pamuk ve çilekte Verticillium solgunluğu; domates, kavun, soğan ve pamukta Fusarium solgunluğu; soğanda pempe çürüklük; yerfıstığında güney yanıklık; patates, soğan ve fasulye de Rhizoctonia hastalığı (çökerten); süs bitkilerinde Phytophthora kök çürüklüğü ve değişik bitkilerde nematodlar örnek olarak verilebilir.
   Bu zararlılar solarizasyon uygulanan alanlardan tamamen eradike edilemezler, ama puluk katmanında (50-60 cm) bulunan zararlıların sayısında önemli ölçüde azalma görülür ve bu da ürün üretimi için yeterli olabilmektedir. Solarizasyon uygulaması tekrarlanmazsa, yabancıotlar üzerindeki etkisi bir sonraki sezonda görülmeyebilir. Kumlu ya da kumlu verimli topraklarda nematodlar öldürücü sıcaklığın oluştuğu derinliğin altındaki yerlerde de canlı kalabilir, sonuçta zarar bazen sadece derin köke sahip ürünlerde görülebilir, fakat derin köke sahip olmayan bitkiler ciddi zararlanmalardan kurtulabilir.
   Solarisazyon uygulamalarının yapılması ile verimde umulmadık şekilde artışlar görülebilir. Bunun nedenlerinden bazıları; toprakta bazı küçük düzeyde zararlı olan patojenlerin yok edilmesi, toprakta bazı besinlerin alınabilirliğin artması ve rakabetin azalması gibi faktörlerdir. Biyolojik mücedelede kullanılan organizmalarda solarizasyon uygulanan topraklarda daha iyi kolonize olmaktadır, bundan dolayı her iki metod birlikte kullanılabilir. Ayrıca peptisid harçamalarında azalma sağlayacağından dolayı da büyük ölçüde ekonmiktir.

Solarizasyonun uygulanması
1) Toprağın hazırlanması
   Metilbromid ya da metamsodyum gibi toprak fumigasyonunu uygalayan çiftçiler toprak solarizasyonuna kolaylıkla eçebilirler, aynı zamanda bu teknik küçük çiftçiler tarafından da kolaylıkla uygulanabilir. Solarizasyon uygulanacak toprak alanı tohum yataklarında yapılan hazırlıkta gibi sürülmeli ve işlenmelidir. Bu yüzden hazırlanan toprak gevşek ve tavında olmalıdır. Toprak yüzeyinde büyük toprak parçaları ve bitki artıkları da bulunmamalıdır. İyi bir toprak işleme aletleriyle toprak ve bitki artıkları iyice parçalanmalı ve toprağın geçirgenliği arttırılmalıdır. Eğer toprak iyi işlenmezse iri toprak parçaları ve bitki artıkları toprakta boşluklar oluşturur, buda ısının iletilmesini ve yükselmesini engeller. Ayrıca toprakta kalan bu tür kalıntılar yeteri kadar ince olan plastiklerin örtülerin parçalanmasına ya da delinmesine neden olacağından etki tam olmayabilir.

2) Toprak nemi
   Solarizasyon uygulanacak toprak kuru ise, plastik ile kaplamadan önce toprak doyum noktasına gelinceye kadar iyice sulayın, çünkü bir çok toprak zararlısı kuru topraklardan ziyade nemli topraklarda sıcaklıklara daha hassatırlar. Ayrıca ısının daha derinlere iletilmesi ve bazı mikroorganizmaların dayanıklı spor devresinden vejatatif gelişme devresine geçmesini sağlamak için sulamanın mutlaka yapılması gereklidir. Eğer mümkün ise toprak solarizasyonu süresince plastikörtü altına damalama sulama düzeneği kurulabilir. Böylece toprağa gerektiğnde nem sağlanabilir ve mevcut toprak nemi daha iyi muhafaza edilir. Damlama sulama yapılmayan yerlede ise etkili bir solarizasyon için ara sıra salma sulama yapılmalıdır.

3) Plastik örtüler
    Solrizayonda temiz, UV-stabil ve 0.5-4 mm kalınlığında plastik (polyethylene or polyvinyl chloride) örtüler kullanın. Örtü materyali toprağın üzerine serilebilmesi için de yeteri kadar esnek olmalıdır. Hatta iki katlı ve hava ile izole edilmiş ince plastiklerin kullanımı (ince ve çit kat plastik örtü olabilir) toprağın sıcaklığını ve solarizasyon uygulamasının etkinliğini artırdığı belirtilmektedir. Plastik örtünün kenarları rüzgar tarafından açılmasını ve ısı kaybını engelemek için de kenarları yaklaşık 10-25 cm toprak içine gömülmelidir.
     Kullanılan beyaz ya da siyah plastikler örtüler güneşin solar radyasyonu sayesinde toprak sıcaklıklarının yükselmesini neden olur. Çok ince olan plastikler (0.5 to 1 mm) maliyeti düşürmekte, fakat çok fazla kolaylıkla yırtılabilir, bundan dolayı sera gibi kapalı alanlarda kullanılabilir. Daha kalın olan plastikler (2 mm ya da daha fazla kalın olanlar) rüzgar zararının veya benzer problemlerin olası olduğu açık alanlarda kullanılabilir. Plastik örtüde açılan çok büyük delikler ısının kaybolmasını engellemek için bir izole edici bant ile yapıştırılmalı ya da bir şekilde kapatılmalıdır.
    Plastikler elle ya da makine ile örtülmekte ve birleşme yerleri bir yapıtırıcı ile kapatılmaktadır. Büyük ve geniş plastiklerin kullanımı, özellikle uygulanan alanlar hastalık ve nematodlar ile bulaşık ise her zaman tercih edilmelidir. Ayrıca solarisazyon işlemi tamamlandıktan sonra bu örtüler malçlama içinde kullanılabilir. Hatta seralarda plastik örtüler kaldırılmadan da açılan deliklerden bitkiler toprağa şaşırtılabilir.
    Etkili bir solarizayon uygulaması için örtülerin kenarları mutlaka toprak içine gömülmelidir.

4) Uygulama sürüsi (zamanlama)
Toprak kökenli zararlıların ve yabancıot tohumların ölmesini sağlayan sıcaklıkların plastik örtü altında artması için uzun, sıcak ve güneşli günlere ihtiyaç duyulmaktadır. Toprak nekadar uzun süre ısıtılırsa, sıcaklık daha derindeki topraklara da ulaştığından zararlıların ve yabancıotların kontrolünde büyük ölçüde artacaktır. Etkili bir solarizasyon için en az toprağın 6-8 hafta plastik örtü ile kapatılması gerekmektedir.

 

 

TARIM İLÂÇLARI KULLANIMI

 

İlâç kullanımında dikkat edilecek hususlar:

 

  Zirai mücadele ilâçları kilitli bir yerde kapalı odada ve dolaplarda, kuru ve serin yerde muhafaza edilmelidir.

  Zirai mücadele ilâçları üzerinde ve kullanma talimatlarında gösterilen talimatlara göre kullanılmalıdır.

  Koruyucu elbiseler sık sık değiştirilmeli ve temizlenmelidir

  Zirai mücadele ilâçları ile çalışırken yemek yenmemeli, sigara içilmemelidir.

  İş esnasında ve işten sonra alkollü içkilerin kullanılması çok sakıncalıdır.

  İlâçlar deri veya göze temas ettirilmemeli, temas eder ise bol su ile yıkanmalıdır.

  Rüzgâra karşı ilâç atılmamalıdır.

  Hazırlanan ilâçlardan arta kalanlar çukurlara, derelere, nehirlere vs. dökülmemeli, bunlar için açılan çukurların içine gömülmelidir.

  Gündüzler devamlı olarak 8 saatten fazla ve üst üste 6 günden fazla sürelerle mücadeleden kaçınılmalıdır.

Zehirlenme Belirtileri:

 

  Baş ağrısı, aşırı yorgunluk, huzursuzluk, kusma, yüksek ateş, terleme , solunum zorluğu, morarma, kalpte ritim bozukluğu, cilt ve göz kapaklarında titreme, konuşma güçlüğü, görme bozukluğu, göz bebeklerinin küçülmesi, ishal , bayılma .

Zehirlenme Durumunda Yapılması gerekenler:

 

  Hasta uygulama yapılan yerden uzaklaştırılmalıdır.

  İlâçlı giysiler üzerinden alınmalı, deriye bulaşmış olan ilâçlar bol su ile yıkanmalıdır.

  Hasta bayılmış ise ılık su, tuzlu su, sabunlu su yardımıyla kusturulmalıdır.

  Sunni solunum yapılabilir.

  Hasta başı yana dönük yatırılmalıdır.

  Sıcak tutulmalıdır.

  Hasta en kısa sürede hastahaneye götürülmeli zehirlenmeye neden olan ilacın adı doktora açıklanmalıdır.

Zararlılar için size evde yapacağınız basit birkaç tarif...

afitler ve genelde tüm sokucu emiciler ile ısırıcı çiğneyiciler için kaçırıcı, engelleyici ve yok edici tarifler

Tarif 1
2.5 lt suya 1 kg tespih ağacı (melia azedarach) tohumu koyun,
tohumları önceden bir güzelce parçalayın, yalnız çekirdekleri serttir, tespih yapımında da kullanılır.
48 saat suda bekletin süzün ve kullanın. Bu etkili bir preparattır. Etkili maddesini içeren hazır insektisitler organik tarımda kullanılmaktadır.

Tarif 2
Bir ölçü çok çok acı biber,
Bir ölçü pelin( artemisia) yaprağı,
6 ölçü su

Biber ve pelini parçalayıcıdan birlikte geçirin ve suya koyun,
Bir taşım kaynatın, soğumaya ve çökelmeye bırakın, süzün.

Yaprak bitlerine ve beyaz sineğe çok etkilidir,
sümüklü böcek ve salyangozlar için kaçırıcıdır.

Pelin

Salyongoz için toprağa, beyaz sinek için yaprağa vereceksiniz.Ancak solüsyonun az bir miktarını önce fitotoksite için bir parça yaprakta denemeyi unutmayın

Tarif 3
Kükürt birçok mantari hastalıkta kullanıldığı gibi kırmızı örümcekte de çok etkilidir.Çevre dostu, organik tarımda ruhsatlı bir üründür.

Tarif 4
500 gr çalı mine (lantana camara) yaprağı 1 lt suda kaynatılıp süzülür, afitlere ve genelde tüm sokucu emicilere etkilidir.

Tarif 5
1 lt suya 2 çorba kaşığı arap sabunu eritin içine 2 kaşık sıvı yağ koyun, 3 diş sarımsağı da ezin,karışıma ekleyin (sarımsak kokusu size kötü geliyorsa koymayabilirsiniz ancak böcekler üzerinde kaçırıcı etkisi var.) Bu solüsyonu çalkalayarak kullanın. Yoksa yağ yukarı çıkar, püskürtücünün hortumu dipte olduğu için sadece sabunlu su atmış olursunuz.

Tarif 6
1ölçü taze adaçayı veya kekik yaprağını 2 ölçü sıcak suya katın ve blendırdan geçirip karışımı bir gece bekletin süzün.İçin 1/ 4 ölçü sıvı sabun katın, çalkayın , püskürtün.

Tarif 7
Patates bitkisinin yapraklarını ve dallarını doğrayıp üzerini örtecek kadar su koyun, kaynatın. Yapraklar yumuşayıp pişince kapatın kendi soğusun ve sabaha kadar beklesin.Süzün kullanın.Yaprak bitlerine, tırtıllara karşı etkilidir.

Tarif 8

Domates bitkisinin yapraklarını ve dallarını doğrayıp üzerini örtecek kadar su koyun.Sabaha kadar beklesin.Süzün kullanın.Yaprak bitlerine, tırtıllara karşı etkilidir.

Bütün yapacağınız ilaçlamalarda en önemli kural iyi bir kaplama yapmak ve ince püskürten bir başlık kullanmaktır. İlaç yapraklara sis gibi gelmelidir. Yoksa siz su damlası gibi fıs fıs ilaç atarsanız bitkiye , yaprak altları da ıslanmazsa ilacı hazırlamak için harcayacağınız emeğe değmez , sonuç alamaz, bir de işe yaramadı dersiniz

Tütünden yapılan böcek ilaçlarını duymuş olmalısınız ancak ancak bu riskli bir böcek ilacı neden derseniz , zaten domates, biber ve patlıcan gibi Solanaceae familyası üyelerine toksik. Üstelik de tütün mozaik virüsü biber ve domateste, hatta 100 küsur bitki türünde bulaşıcı ve tehlikeli. Üstelik de virüs hastalıkları tedavi de olmuyor.

Evet tütüne ulaşmak kolay ama elimizle bitkilerimize süs bitkileri de buna dahil, patojen aşılamak da cabası. Bence siz tütünlü preparatlara zaten biberleriniz dolayısıyla asla itibar etmeyin. Bu konuyu uzun uzadıya yazmamın nedeni maalesef herkes tarafından bilinip uygulanan riskli bir formül oluşu. Şu tütün ne enteresan, insana, hayvana, bitkiye toksik etkili.Onu öldüren virüsü bile baş derdi.


Beyaz sinek


Yaprak biti


Sümüklü böcek


Salyangoz